Aşkınız bol olsun, !f’ten olsun, püften olmasın…

!f 2012, festival, günlük altında, 14 Şubat 2012 Salı, mustafa uzuner tarafından yayınlandı. – İlk yorumu siz yapın

Aşkın binbir biçimi, kocaman billboardlarla anlatılamayan halleri.

!f’ten !f’lik aşk hikayeleri..

Bellflower/Arıza Aşk

Bu biraz anti-sevgililer günü olacak ama sizi sevgilisinden ayrıldıktan sonra dünyanın sonunu getirmeye karar veren kahramanlarımızın hikayesine davet edebiliriz. Yanıcı maddeyle yaklaşmamanız tavsiye olunur!

YouTube Preview Image

El Lenguaje de los Machete/ Machete Dili 

yazının devamı »

KanZeOn – Ben neden sevdim?

!f 2012, günlük altında, 13 Şubat 2012 Pazartesi, Serra Ciliv tarafından yayınlandı. – İlk yorumu siz yapın

KanZeOn Budizm’min sesleriyle ilgili bir film. Anka Kuşu’nun sesiyle tanıştırıyor bizi.

Ama bir tek bu yüzden sevmedim bu filmi.  Ayrıca çok sade, tertemiz, derine bağlayan görüntü ve seslerle;

-       KanZeOn kelimesinin ‘sevgi tanrısı’ anlamına geldiğini ve Japonca’da ‘sesleri görmek’le aynı şekilde yazıldığını söylediği için. (‘‘Sesleri görebilmek için cok dikkatli dinlemeliyiz. Böyle dinlediğimizde, bir anda ses hayat bulur, bir bardaktan taşan su gibi.’)

-       ‘Hangi ses- hangi ses beni uyandıracak?’ diye sorduğu için.

-       Herhangi bir sesin, herhangi bir müzik enstrümanı kadar dinlemeye değer bir müzik yapabildiğini hatırlattığı;  düşen karı, guruldayan bir mideyi ya da bir bebeğin sesini zihnimizi tamamen boşaltıp  dinlememiz gerektiğini hatırlattığı için.

yazının devamı »

Pockets Of Resistance / Ben Neden Sevdim?

festival, filmler, günlük altında, 10 Şubat 2012 Cuma, ecebulut tarafından yayınlandı. – İlk yorumu siz yapın

Küçücük hissettim bu filmi seyrederken. Mağdur olan ben olmama rağmen karakollarda geçirdiğim zamanlarda olduğu gibi, ilk okulda saçma sapan bir nedenden azar işitirken hissettiğim gibi, gereksiz yere üstüme gelinen ama sesimi çıkartamadığım her seferinde ne kadar küçücük hissettiysem film boyunca o kadar küçücük hissettim. Hem de tüm insanların küçücük olduğunu, hepimizin kolay yenilir yutulur olduğumuzu, biz farkına bile varmadan küçücük yapıldığımızı hissettim.

          Bir de birileri var bu filmde, mesela Danimarka’da bisikletlerle eylem düzenleyen İngilizler var, Nepal’de tiyatro ile köylülere birlikte durup sesinizi çıkartabilirsiniz diyen bir grup var, Mısır’da elinde darbuka sokaklarda politik şarkılar söyleyerek halkın ilgisini  rejiminin eziciliğine çekmeye çalışan bir avuç genç insan var. Onları gördükçe ufak ufak rahatladım. Onlar da küçücük, küçük küçük adımlarla değiştirmeye çalışıyorlar dünyayı. Kendilerinin iki katı polisler tartaklıyor, hiç bir şey yapmıyorlar. Gidin buradan deniyor, tamam diyip köşeyi dönünce tekrar başlıyorlar. Direniyorlar, itaat etmeden, küçülmeyi kabul etmeden ellerinden ve içlerinden gelen neyse onu yapıyorlar.

 

yazının devamı »

Elveda İlk Aşk / ya da ben neden sevdim

!f 2012, filmler, günlük altında, 09 Şubat 2012 Perşembe, Pelin Turgut tarafından yayınlandı. – İlk yorumu siz yapın

Çünkü ilk aşkın tutkusunu midemde hatırladım!

Paris, 1999. 15 yaşındaki Camille ile 19 yaşındaki Sullivan birbirlerine ancak iki genç insanın düşebileceği gibi düşerler — herşeyleriyle ve tutuşarak. Konuşmadan konuşabildikleri, kendilerine ait bir dünyaları olur. Yaz bitiminde Sullivan Latin Amerika turuna çıkar; aylar geçer, mektupları seyrekleşir ve sonunda sesi soluğu kesilir. Camille biter. Zamanla kendini onarır, yeni bir sevgili, sevdiği bir iş, derken bir gün…

Kısmen otobiyografik olan filmleriyle son yılların konuşulan yönetmenlerinden olan Mia Hansen-Love ilk aşkın en gerçekçi uyarlamalarından biri olan filmini sunmak üzere Istanbul’da olacak.

İçinizdeki 18 yaş halinizle tekrar ilişkiye girin derim, bakalım neler olucak…!

yazının devamı »

Geçmiş !f’çilerin yeni incileri – Grant Gee

geçmiş !f'çilerin yeni incileri, günlük altında, 05 Şubat 2012 Pazar, ecebulut tarafından yayınlandı. – İlk yorumu siz yapın

Joy Division, bildiniz…


Geri geliyor , hem de beynimizi bir köşesinde istemsizce Ali Desidero’nun ‘vay sen neymişsin be abi’ nakaratını tekrarlatarak geliyor.

Müzik dünyasının yönetmeni Grant Gee, Radiohead’in Meeting People Is Easy turne belgeseli ve Joy Division’ın yürek tellerini sızlatan filminden sonra bu sene Sabır (Sebald’in Ardından) ile yine konuğumuz.

Sadece film rulosu değil kendisi de burada olacak. Uyarlamalar ve sinema üzerine konuşurken de bol bol ‘vay’ diyor olacağız.

Sebald’ı Sinemaya Uyarlamak: Grant Gee ile Sohbet
18.Şubat.2012 (17:30 – 19:00)
SALT Beyoğlu Açık Sinema

Transeunte / Neden sevdim?

!f 2012, filmler, günlük, mutfak dedikodusu altında, 03 Şubat 2012 Cuma, mustafa uzuner tarafından yayınlandı. – 4 Yorum

Her sinefilin rüyası olan filmler vardır. Mesela, La Vida Útil belli bir hissiyatı, yaşlı bir adamın yalnızlığını sinemanın/sinematek kültürünün yalnızlığıyla eşlediği için böyle bir filmdir. Yürümek ve kaybolmak, Kafka’nın meşhur aforizmasındaki ‘yolun duraksama’ anlarını bulmak ve şehri deneyimleme biçimlerini uç noktalara taşıma, Transeunte‘nin (Yoldan Geçen) asıl peşinde olduğu şey sanırım. Transeunte‘de yürümek, dünyayı bir algılama biçimine ve aynı zamanda tuhaf bir şekilde içsel dünyaya dönüşebiliyor, ve şöyle bir soru soruyor sanki: hiç tanımadığımız birisinin gördüklerini, göz kırparken aklından geçenleri ve bir yüzün mahremiyetini ne kadar seyirciye aksettirebilir sinema?

Bir film düşünün aynı zamanda anonimlikle ilgili olsun. Çünkü bilmediğimiz yüzler sonsuz olanaklar vaat eder, her birinin ayrı birer hikâyesi, düşü, sakladığı hüznü vardır, diyor yönetmen Eryk Rocha. (efsane yönetmen Glauber Rocha’nın oğlu) Bunda acaba Rio’yla İstanbul’un benzer şehir deneyimleri sunmasının bir etkisi var mı diye de düşündüm.

yazının devamı »

Two Years At Sea / Ben neden sevdim?

filmler, günlük, mutfak dedikodusu altında, 01 Şubat 2012 Çarşamba, mustafa uzuner tarafından yayınlandı. – 1 Yorum

2011 tartışmasız Ben Rivers’ın yılıydı. Önce başyapıt niteliğinde bir orta metraj, sonrasında 20 dakikalık nefes kesici Sack Barrow geldi. Bunlara Eylül ayında Venedik’te dünya prömiyerini yapıp Orizzonti Fipresci özel ödülü alan ilk uzun metrajı Two Years At Sea eklendi. Şüphesiz senenin en önemli, heyecan verici yönetmenlerinden birisiyle karşı karşıyayız. Bunlardan 40 dakikalık Slow Action, ütopik bir adanın etrafında bilimkurgusal anlatısıyla dikkat çekerken, Jarman ve Greenaway’in deneysel ilgileriyle, kontrollü bir Brakhage soyutlayıcılığına sahip.


Ben Rivers, hâlâ analog formatta çalışıyor (filmlerini sinemaskop olarak süper 16mm çekiyor) ve tedavülden kalkana kadar Kodak X Plus marka stok kullanıyormuş; bütün laboratuar işlemlerini kendi mutfağında kurduğu bir düzenekle yapıyor. Sinemayı Godard’ın sıkça bahsettiği ‘sıfır noktası’na indirgeyebilmiş olması oldukça umut verici.

yazının devamı »

People I Could Have Been and Maybe Am… / Ben neden sevdim?

!f 2012, mutfak dedikodusu altında, 31 Ocak 2012 Salı, Serra Ciliv tarafından yayınlandı. – 1 Yorum

-       Çünkü hepimiz, biraz daha mutlu ve umutlu olduğumuz günlerde metroda giderken kafayı kaldırır ve insanların gözünün içine bakmaya çalışırız bazen. Karanlık günlerimizde kendi duvarlarımızın dışına adın atmayı tercih etmezken, aydınlık günlerimizde başkalarına da değesimiz gelir. Bu film, öyle bir günde başlamış bir film bence. Yönetmen Borris Gerrets’in kendinden başkalarını sevesi gelmiş, çıkarmış cep telefonunu ve çekmeye başlamış.

-       Borris’in karşısında çıkan üç karakterin üçünün de kanadı kırık. Borris’ten kırık olmasın. Bir o kadar da güzeller. Kırık güzeldir, diyebilir miyiz, hepimiz için?

-       Borris’i en kırılgan (ya da kırgın?) anında tanıyoruz- Sandrine’le ilk sevişmelerinin sonrasında, yatağın kenarına oturmuş, tam da ne yapacağını bilemezken. Hangi yönetmeni böyle savunmasız, çıplak gördünüz son?

yazının devamı »

!f İstanbul gönüllülerini arıyor!

!f 2012, mutfak dedikodusu altında, 31 Ocak 2012 Salı, selin erkok tarafından yayınlandı. – 1 Yorum

 

Festivalin bir ucundan tutmak isteyenlere duyurulur!

16 – 26 Şubat arasında, festivalin produksiyon, basın masası, ofis ve operasyonlarında görev almak üzere gönüllülere ihtiyaç bulunuyor.İlgilenenler ahmet@ifistanbul.com üzerinden irtibat kurabilir.

fitaş’ta neler oluyor gece gece?

günlük altında, 30 Ocak 2012 Pazartesi, Serra Ciliv tarafından yayınlandı. – İlk yorumu siz yapın

Duygu’dan sms geldi. Fitaş’ı giyinirken yakalamış..

Ben Niye Sevdim? / Bir Ağaç Devrilirse…

günlük altında, 26 Ocak 2012 Perşembe, Serra Ciliv tarafından yayınlandı. – 1 Yorum
Ben küçükken birilerine ‘terörist’ dendiğinde onların gerçekten çok vahşi, çok kötü insanlar olduğunu düşünürdüm. Sonra geçti.
Her geçen yılla birlikte terörist’in kim olduğu konusunda kafalar iyice karışıyor. En çok şiddet uygulayan mıdır terörist? Fütursuzca insanlara zarar veren, baskı uygulayan mıdır? Böyle şeyler yapanları koruyan mıdır? Özür dilemeyen midir terörist?

yazının devamı »

Theo Angelopoulos (1935-2012)

etraftan, günlük altında, 25 Ocak 2012 Çarşamba, mustafa uzuner tarafından yayınlandı. – 1 Yorum

Herkes gibi çok üzgün ve olayın trajikliğinin şoku içerisindeyiz.

“Ben bir sinemacı olarak, geçmişin kendi kişisel geçmişim olarak şimdiki zamana sürüklendiğine inanıyorum. Filmin sonundaki ağaç aslında Voyage to Cythera‘daki ağaç, kendi sinemasal peyzajıma bir referans bu. Bu film boyunca, iki çocuk farklı bir manzaraya ulaşmak için sinemasal bir peyzajın içinden geçip, bence, sonunda onlara yeniden umut vaadedecek bir yere ulaşırlar. Dünyanın sinema tarafından kurtarılabileceğine inanmak isterim. Sinema benim dünyam ve bütün yolculuklarımın amacı olan şeydi. Her zaman beni büyüleyen küçük bilinmeyen ütopyaların peşindeyim ve filmlerimle başladığım yolculukların da bununla ilgili olduğuna inanmak için elimden geleni yapıyorum.”  (Theo Angelopolous: Interviews, haz. Dan Fainaru, University Press of Mississippi, s. 64)

YouTube Preview Image

Programlamadan ses var..

filmler, günlük, mutfak dedikodusu altında, 20 Ocak 2012 Cuma, mustafa uzuner tarafından yayınlandı. – İlk yorumu siz yapın

Dünkü notumuza ek olarak, mutfaktan biraz daha bilgi paylaşalım : )

Zeki kataloğumuzun 13. düzeltmesi için ajansla ofis arasında mekik dokumayı bitirdi. Son dakikada haber beklediğimiz filmler, ve yarışma jürimiz de kesinleşti, birkaç ufak tefek eksik dışında her şey takvime oturtuldu ve heyecanla beklemedeyiz. Listemize tekrar göz attığımızda, bu seneki 74 filmimizi seçmek için 1000 civarında filmi izleyip, göz gezdirmek durumunda kalmışısız. Ece’yle Zeki’nin izlemedeki ve tabii ki Yeşim’in yazılardaki muazzam destekleri eksik olmasaydı nasıl yetiştirebilirdik kestirmek zor! Geriye bakınca, o kadar güzel filmleri elemek zorunda kalmışız ki, Serra’nın da belirttiği gibi çok rahat ikinci bir festival daha çıkarmış.. Eylül başı Toronto’dan beri günde 6 film izlemenin getirdiği sürmenaj da bir yana, artık en azından diğer insanların normal addediği faza dönebileceğimize inanıyor, herkes gibi programın ortaya çıkacağı ana kilitlenmiş haldeyiz. Uyku düzenlerimiz normale dönmek üzere, rüyalarımızın hala unuttuğumuz tagline’lara konu olması dışında da herşey şimdilik yolunda gibi.

Malum Sundance Film Festivali dün başladı, Rotterdam ve Berlin de sırada, yaklaşıyor. Güzel haberlerden birisi, Rotterdam’dan 12 film !f’e (bunlardan ikisi dünya prömiyeri sonrasındaki ilk gösterimlerini İstanbul’da yapacaklar!) geliyor olması, diğeri de Berlin-Sundance hattından da birbirinden güzel 3 film programımıza yetişebiliyor olması : )


‘Hrant’ı unutmadık biz, arkadaşımız o bizim, buradayız!’ demek için 19 Ocak’ta.

etraftan, günlük altında, 16 Ocak 2012 Pazartesi, Serra Ciliv tarafından yayınlandı. – 2 Yorum

Hatırlıyor musunuz, yüzbinler olarak yürümüştük caddelerde bundan beş yıl önce. ‘Arkadaşımı yok edemezsin,’ demek için.

Hrant’ı kişisel olarak tanıyanlarımız coktu zaten, ama yıllarla daha da çok arttı, tanıyanı, bileni, seveni. Hrant bizim arkadaşımız.

Beş yıl boyunca cinayetin yargılanma sürecini hepimiz içimiz burkularak, öfkelenerek, isyan ederek izledik. Yarın son mahkeme.

19 Ocak 2012 Perşembe günü Hrant Dink’i olabildiğince büyük bir kitlenin katılımıyla anabilmemiz çok önemli. Saat tam 13’de Taksim Meydanı’nın Elmadağ’a olan yönünde toplanacağız ve AGOS’un önüne yürüyeceğiz.

yazının devamı »

21 Aralık 2012 dünyanın sonuysa hangi filmler izlenmeli?

etraftan, filmler, mutfak dedikodusu altında, 09 Ocak 2012 Pazartesi, ecebulut tarafından yayınlandı. – İlk yorumu siz yapın

2012′ye girmemizle dünyanın sonuna bir sene kalmış olabilir.

Biz hala oflaya puflaya yaptıklarımızı yapmaya devam ededuralım, okula koşup sınava girelim, işe gelip telefonlar edelim, belki de yatcaz-kalkcaz bitecek dünya. O son saniyelerde gözümüzün önünden film şeridi gibi geçen hayat güzel olsun en azından. Ya da yeterince iyi film şeritleri görmüş olalım o zamana kadar.

Diyelim dünyanın sonu gelecek, diyelim son bir sene kaldı sadece. Ölmeden önce  hangi filmler izlenmeli?

Koca bir liste çıktı bizden, bir ihtimal işi bırakıp sadece film izleriz 2012′de

yazının devamı »

Cuma’nın Müziği

günlük altında, 06 Ocak 2012 Cuma, criollon.blogspot.com tarafından yayınlandı. – 2 Yorum

‘Eyvah yine Cuma oldu, bir hafta daha geçti festivale çok az kaldı !’ dediğimiz günler geldi.
Hem içimiz kıpır kıpır neredeyse bir ay kaldı diye hem de çok çok dolu herkesin kafası, herkesde nasıl olcak bu iş ifadesi : ) ‘Yine ne güzel oldu!’ ifadesini görüp rahatlamak için kasetleri festival sonrasına sarmanın vakti gelmiş.

Cumaları rahatladığımız zamanları hatırlamak için : )

Breakbot – Baby I’m yours (feat. Irfane)

Baby I’m Yours – Irina Dakeva – WIZZDESIGN from WIZZprod° on Vimeo.

‘çok afedersiniz’ Oto-sansür, en ekonomik sansür paketi

etraftan, hayat altında, 03 Ocak 2012 Salı, ecebulut tarafından yayınlandı. – 1 Yorum

Bunu cıvıtabiliriz;

Filtreniz nasıl olursa olsun, herkese erişiminiz olsun

Hangi filtrede erişiliyor ve erişiyorsanız

Giderek girdiğim ana haber tadından ben utandım, demek ki kafamda bir yerde sansürle ana haber ilintili… ne varsa alternatif medyada var şekerim.. o da filtreli.

!f olarak gururla duyururuz, bizim filtremiz …. biz de bilmiyoruz, kafalar karışık filtre konusunda, ama aile filtresinden de çocuk filtresinden de geçtik, bunu gururla sunabiliriz.

Öteki Sinema çocuk filtresine takıldı. Çocukların belli saatlerden sonra korku filmleri seyretmeleri son derece zararlı olduğu için internet kafelerde ve okullarda açılmıyordu site (Hayır kesinlikle o-piti-piti diyerek karar verilmiyor hangi sitenin hangi filtre için uygun olduğuna). Ama “A Serbian Film” yazıları ” sunuş biçiminden, bağlantı sağladığı içeriği benimsediği ve kullanıcının söz konusu içeriğe ulaşmasını amaçladığı açıkça belli ise genel hükümlere göre sorumludur. ”  denilerek mahkeme tehdidi ile sansürlendi. Tü-kaka bir filmle ilgili yazı yazdıkları için çok kızdı BTK.

Başka sitelere de ihtarlar gelmeye başladı. Bu ihtarlar tabi ki öyle otomatik gelmiyor, birileri site hakkında BTK’ya şikayette bulunmuş oluyor. Ama o şikayetin ne olduğunu öğrenmek mümkün değil. İhtar gerektiren konunun ne olduğunu anlayamıyoruz böylece. Ama bir sürü kocaman kocaman kelimeler dolu mektuplar mailler geliyor, haliyle ufak da olsa bir endişelenme başlıyor, nihayetinde bunu yazarsak kapatırlar mı bizi diye sormadan olmuyor. Oto-sansür en ekonomik sansür paketi.

yazının devamı »

!f İstanbul’dan Herkese Yeni Güzel Hikayeler

günlük altında, 31 Aralık 2011 Cumartesi, ecebulut tarafından yayınlandı. – 1 Yorum

2011 gibi 2012 de ilham versin …

etraftan, mutfak dedikodusu altında, 31 Aralık 2011 Cumartesi, ecebulut tarafından yayınlandı. – 1 Yorum
lovejoy

2011′de ilham aldıklarımız

• Sokaklar bizim diyen Araplar (Tunus, Tahrir, Bahreyn, Suriye..)
• Uyanın, umutlanın diyen Amerikalılar (Occupy NY, LA, Oakland, Chicago)
• Ge-li-yo-ruz diyen liseliler (YGS skandalı sonrası örgütlenen öğrenciler)
• Sular hepimizin diyen Karadenizliler ve ineğini satıp kredi çekerek bile olsa karşı durmaya devam eden Kazım Delal
• ‘Olan biten her şey tabi ki kafanın içinde, Harry, ama neden bu onların gerçek olmadığı anlamına gelsin ki?’ — ailemizin büyücüsü Dumbledore (Harry Potter film serisinin sonuncusu)
• Bilgi özgür olmalıdır diyen internet aktivistleri (Anonymous, Assange, Wikipedia gönüllüleri )
• 20cm’in altında lüfer avlanmaz dedirten sivil toplum sesi
• Işık hızından da hızlı hareket edebilen partiküllerin olabileceğini söyleyen bilim insanları (CERN deneyleri)
• Güneşin merkezine dalıp kurtularak mucize ilan edilen cesur Komet Lovejoy
• Bir Zamanlar Anadolu ile başyapıt dedirten Nuri Bilge Ceylan
• Yüzyılın son bilge dedelerinden Jodorowsky’nin konuşması
• Sinemanın crowdsource sularına dalmasıyla gerçeğin kendisini, olayları yaşayanların her birinin gözünden görmemizi sağlayan filmler
• Kickstarter ve benzeri oluşumlarla çorbada herkesin tuzunun bulunduğu yapımlar

yazının devamı »

Sahip Çıkalım

etraftan, günlük, hayat altında, 25 Aralık 2011 Pazar, ecebulut tarafından yayınlandı. – İlk yorumu siz yapın

Bizim adımıza, bizim güvenliğimiz için verilen kararlar var. En büyüğü 50 kişilik olan duruşma salonlarında, içeriye ayakta izleyici almadan.
Yavaş yavaş bizim için önemli olanlara sahip çıkmayı öğrenmemiz gerekiyor. Sinemamızla, suyumuzla, kardeşlerimizle, gazetecilerimizle ilgili, bizim iyiliğimiz için kararlar alınırken biz eksik oluyoruz, sonra da suyumuz, sokaklarımız bizden alınıyor, yazarlar tutuklanıyor, düşünce özgürlüğünü savunanlar öldürülüyor.

Yarın,
Oda Tv duruşması Çağlayan Adalet Sarayında, 10.30′da.
Hrant Dink duruşması Beşiktaş Adliyesi’nde, 10.00′da.

Yazık ki sadece bir yerde olabiliyoruz. Ama en azından birinde olalım.