..ve kazanan:Keş!f’in bu yılki birincisi –henüz açıklanmadı—tekrar AFM Beyoğlu Fitaş 1’de saat 22.00’de gösterilecek. Seçkinin tamamı özel ve ilham vericiydi. İzlemediyseniz kazananı onurlandırmak için bu son fırsatı kaçırmayın. Yarışma sonuçlarını öğrenmek için bloğumuzu takip edin.
Yönetmen David Dusa Paris’te, görüntü yönetmeni Armin Franzen Berlin’de yaşıyor. Birlikte çalışıyorlar. Nasıl mı? İnternet tabii ki. Bu durumu belgeler gibi, bu işbirliğinden Armin’in deyimiyle tamamiyle yeni medyayla alakalı olan Kötülük Çiçekleri çıkıyor. Zaman zaman iphone ile çekilen film, İran’daki Yeşil Dalga hareketinin YouTube görüntüleri ve bunun gölgesinde Paris’te yeşeren iki gencin aşkını harmanlanlıyor.
Rachid’i dansederken gördüğüm anda film beni içine aldı. Kim o?
David: Aslında gerçek biri. Bazı diyologları da kendisi yazdı. Çekim yaptığımız daire bile onun. Tanıltığımızda gerçekten otelde çalışıyordu. Onu evlat edindik gibi bir şey oldu. Oğlum sayılır.
“I wish you were gay, you’d be much more sensitive,” (keşke gey olsaydın, daha duyarlı olurdun) annenin oğlu ile ilgili serzenişi- Filmden
Amerikan sinemasında aile çöktü mü tam çöker. Koca bir gürültüyle. Her şey yolunda gittiğinde ise öyle bir iyimserliğe bulanır ki, aile gerçeküstü bir şeye dönüşür. Lisa Cholodenko’nun filmi İki Kadın Bir Erkek, iki ucu da reddeden bir film. Burada karşılaştığımız aile kendine has DNA’sıyla, hiç bir kategoriye girmeyi kabul etmeyen bir aile.
Annette Bening ve Julianne Moore’un canlandırdıkları Nic ve Jules, yapay döllenmeyle iki çocuğa sahip olmayı başarmış, kendi çekirdek ailelerini kurmuş lezbiyen bir çift. İki ergen evlat Joni ve Laser, biyolojik babalarını bulmaya giriştiklerinde bu yapay ama son derece gerçek ailenin çatlakları da ortaya çıkmaya başlıyor.
Hepsi Senin İyiliğin İçin: Türkiye’den dokuz yönetmenin bir araya gelerek ‘muhafazakarlıklar’ hakkında konuşmaya başlamasıyla ortaya çıkan bir seçki. Çok gerekli. Anlatımda, formatta, tarzda hiç bir sınırlama yok. Bu projenin küratörü, yapımcısı, sanat yönetmeni de yok; önerileri var. Ve !f istanbul’un başının üstünde yeri var.
“I think they get drawn into this in a similar way that people give money to charity”
‘Terörist’ denenleri üç yıl araştırdıktan sonra Chris Morris, bu eylemlerin planlanması ve gerçekleştirilmesi aşamasında yaşanan absürdlüklere inanamamış. Bu hali hazırda gülünç malzemeden bir komedi filmi yapmaya kara vermiş ve hakikaten çılgın bir komedi çıkarmış ortaya: Dört Aslan
Ne tür gülünçlüklerle karşılaştınız?
Mesela 11 Eylül’ü planlayan Albay Muhammed, televizyon röportajından önce kendisini şişman göstermeyecek bir kostüm bulmak için terör yaratmış. Kanada başbaşkanına suikast planlayan biri başkanın kim olduğunu unutmuş. Birden aslında bunun hiç de şaşırtıcı olmadığını farkettim. Her işte hata yapan insanlar bulursunuz. Sadece hata yapan değil, insana ait davranışlar sergileyen. Projeyi tetikleyen buydu.
“The pleasure of living and the pleasure of the orgasm are identical. Extreme orgasm anxiety forms the basis of the general fear of life.” (Yaşama keyfi ve orgazm keyfi ikizidir. Aşırı orgazm kaygısı, yaşam korkusunun temellerini oluşturur.) Wilhelm Reich
Bu filmde özgürlük ve esaret; orgazm haykırışları ve yardım çığlıkları; gerçek ve kurmaca iç içe. Esaret zincirleri ise el yapımı…
!f Kült bölümünde Altyazı Aylık Sinema Dergisi’nin sunduğu W.R.: Organizmanın Sırları, Wilhelm Reich’ın öğretilerinden yola çıkılarak yapılmış bir film. İsmindeki W.R. onu temsil ediyor. Reich, Marksizmi psikanalizle uzlaştırmaya çalışan sıra dışı bir figür. Reich der ki; burjuva kurumlarının yıkılması için gerekli olan devrim, bedensel hazza ulaşmayı engelleyen faktörlerin ortadan kaldırılmasıyla tamamlanır. Reich ve yoldaşları bu amaçla bir labaratuvar kurup deneyler yapmışlar. Duyguların bedensel dışavurumunu inceleyen Vegetotherapy yöntemiyle, bireye bedensel özgürlüğünü geri kazandırmak istemişler. Hiciv ustası Makavejev arşiv görüntüleri, söyleşiler ve video görüntülerinden oluşan bu kurmaca belgeselde, seyirciyle birlikte Reich’in cinsel devrimini keşfe çıkıyor.
Amrika: Orta Doğu’da kurulan Sundance lab modelinin bir ürünü. Bu yılın Film Forward seçkisinden. Yönetmeni Cherien Dabis buadaki lab’in danışmanlarından. Kısaca, lab sürecinin sihirini çok iyi anlatan bir örnek. Film de, çok samimi işlenmiş karakterleri ve gerçekçi ama yumuşak hikaye anlatımıyla mutlaka görülmeli. Gmall /21.30
‘We believe that films are willed into existence. If you have a fire in your belly to tell a story, you’ll figure out how to do that’ Michelle Satter.
Michelle Satter ve Alesia Weston, filmler aracılığıyla kültürler arası diyolog geliştirmeyi amaçlayan Film Forward programı için Sundance’ten geldiler. Sundance lab modeli bu işbirliğini bir adım daha ileriye götürüp, dört yönetmenimize senaryoları üzerinde Sundance danışmanlarıyla birlikte çalışma fırsatı verecek. Ayrıca Cumartesi bütün gün herkese açık panellerimiz olacak. Sundance senaryo formülünü öğreneceğiz.
‘It’s a world cinema action movie, complete with one scene that made me shout out loud in the cinema, and a jaw-dropper of a finale’ (Sinemada beni bağırtan bir sahnesi ve ağzı açık bırakan finaliyle tastamam bir dünya sineması aksiyon filmi) - Matt Bochenski, eleştirmen
Yeni Arjantin Sineması, kimi filmleriyle geçmiş !f’lerden de evrimine tanık olabildiğimiz, kendisini dolaşımda olan diğer ‘yeni dalga’lardan keskin bir şekilde ayırabilmesiyle dikkat çeken bir ülke sineması. Filmlerin birçoğunda yeniden ‘yeni-gerçekçilik’ arayışı ve anlatımda risk almaktan kaçınmama gözlemleniyor. Ve belki bütün bu filmleri ortak paydada birleştiren şey, sıradan tür filmleri yaparken bile malzemelerine katabildikleri kişisellik ve ‘deneycilik.’ Bu sene !f’in iki Arjantin filminde de bu var .
Pablo Trapero’nun 6. uzun metrajlı filmi Carancho, birçok uluslararası festivalde İspanyolca ismine sadık kalınarak çevrilmeden bırakıldı. Kelimenin anlamı ‘akbaba’ ama aynı zamanda Sosa’nın (Ricardo Darin) film boyunca tanık olduğumuz çelişkilerinin de bir metaforu. Darin’e başrolde, Trapero’nun eski eşi ve yapım şirketinin ortağı, aynı zamanda son filmlerindeki vazgeçilmezi Martina Gusma eşlik ediyor. Yeni atanmış bir doktor rolünde..
Türkiye’den Kısalar: Bu yıl seçkimiz özgün temalardan oluşuyor. İki senasta gösterilecek 11 kısa var bugünün programında. İlk seçki, acının doğudan batıya, batıdan doğuya seyahati gibi. İkincisi ise bu coğrafyada neler oluyor, kimler özgür, kimler değil masaya yatırıyor. Kısa aslında ne güzel anlatır görelim, destekleyelim..
‘I always have this view of romance’s being exploration. What would be a better first date than a trip to Mars? I took that exploration’
‘Müthiş bir yaratıcı enerjiye ama çok az kaynağa’ sahip Austin’den çıkan bağımsız bir animasyon yazarı, yönetmeni, yapımcısı ve müzisyen Marslett. Uzayda bir aşk hikayesini anlatan ilk uzun metrajlı filmi Mars, tüm dünya festivallerini dolaştı. Şimdi İstanbul’da. Gösterimine ve bir animasyon atölyesine katılacak yönetmeni ile birlikte. Onu dinlerken animasyon dünyanın en zor şeyi olmalı diye düşündüm: Sabır, yaratıcılık, bilimsel bir kafa, yetenek, para. Herşey istiyor!
Teknik olarak bakınca Mars bir bilim kurgu mu?
Bence bir romatik komedi. Sadece uzayda geçiyor. Bilim kısmını sağlam tutmak için çok çalıştım. Ama çoğunlukla astronotların, robotların ve hatta gezegenlerin aşık olmasıyla ilgili.
‘I will rebuild you, my homeland, even if I have to use the clay of my body to do so.’ (Seni yeniden inşa edeceğim ülkem, bunun için kendi vücudumun harcını kullanmam gerekse de.) Blogger
2009 İran Seçimlerinden sonra patlayan Yeşil Dalga devrimi Orta Doğu’da bir anomali gibiydi. Bir buçuk yıl sonra, şimdi daha çok bir şablon. Araplar da ayaklandı. İran’daki Yeşillerle aynı şeyden şikayetçiler: zalim baskı, haklardan yoksunluk ve fakirlik. Seslerini duyurmak için de aynı yöntemi kullandılar: Facebook ve Twitter.
İran, ilham için genelde Arap dünyasına bakmaya pek tenezzül etmese de Tunus ve Mısır’da olanlar Yeşilleri tekrar cesaretlendirmişe benziyor. Son iki hafta, seçim döneminden beri yaşanan en büyük protestolara sahne oldu.
!f Gaste # 7 The Hall / 22.00 / Giriş Ücreti 20 TL Tam / 15 TL Öğrenci
!f retrospektif partisi: 24 Saat Parti İnsanları, Daima:Sorduk soruşturduk, ne film akıllardan çıkmış ne de 2003’deki 24 Hour Party People Partisi. Brit Pop’un doğuşunu, elektronik tınıların yavaş yavaş müziğin içine sızışını ve hepsinin bir araya gelişininin ne kadar eğlenceli olduğunu hatırlatması için Mabbas gecenin müziklerinden sorumlu.
‘Screenplay is not the work of art. Only the movie is. A screenplay is like a recipe for a cake. You cannot eat the recipe. Writing stories on the other hand is like giving birth.’ Keret
Etgar Keret pek çok şey birden. Her dile çevrilmiş kısacık nefis hikayelerin yazarı. Sundace Lab’te danışmanlık da yapan senarist ve yönetmen. Dünyanın önde gelen gazetelerine katkıda bulunan bir köşe yazarı. Şimdi İstanbul’da. Burada kurduğumuz Sundance Lab modelinde bizim bir yönetmenimizin senaryosuna danışmanlık yapacak. Ayrıca kendi hikayesinden esinlenen Bilekkesenler: Bir Aşk Hikayesi filmine katılacak.
‘Kendi hastalıklarımdan sanat üretmek istemedim. İyileştirici gücü olan sanat yapmak istedim.’ Alejandro Jodorowsky
Dünyanın en popüler twittercı’larından biri ve 82 yaşında. ‘Her gün bir saatimi ayırıyorum’ diyor. ‘O da bir tür sanat.’ ‘Kitap devri bitti mi?’ diye soruyorum, gülüyor. ‘Hayır. Ama twitter’da gençlerle konuşabiliyorum.’ Çok da şaşmamak lazım. Jodorowsky galiba her daim genç olanlardan. Twitleri aforizma gibi. Oku, üzerine yat cinsinden.
‘Gençken zamanı çok çar çur harcadım,’ dedi yemekte. ‘Hep çok enerjim vardı, ama partiler, içki, eğlence derken ancak 33 yaşındayken aklım başıma geldi de çalışmaya başladım. Şimdi az vaktim kaldı, çok çalışmam lazım.’ Oturup saydı, devam eden yedi tane projesi var. Çoğu çizgi roman. Moebius dahil dünyanın en önemli çizerleriyle çalışmış. Yeni oyunu var, bu yıl Avignon’da sahnelenecek. Mayıs’ta bir tür rehber niteliği taşıyan ‘psiko-jeneoloji’ (aile dağarcığı) üzerine kitabı çıkıyor.
Serseri hayatını değiştiren insan ise Meksika’da tanıştığı Zen rahip Ejo Takata. ‘Gerçekten,’ dedi, ‘hayatım o an dönüştü.’ Ondan ‘master’ diye bahsediyor. Master bir kere bulundu mu, ömrünün sonuna kadar seninle. 60ların sonlarına doğru Takata’nın yanına gittiği sıralarda yıldızı parlayan bir yönetmen, egosu kendi deyimiyle, pek yerinde. Saatlerce meditasyonda oturuluyor. Ona çok zor gelmiş hiçbir şey yapmadan oturmak. Aralarda sadece yarım saat uyku molası veriliyor. Molalardan birinde apar topar kaldırılıp rahibin yanına götürülüyorsun. Sana bir koan soruyor. (Zen bilmecesi) Bilemeyince ‘dang’ diye kulağında gong çınlıyor. Jodorowsky’e ‘Başı ve sonu yoktur, nedir?’ diye soruyor. Zihninden bin tane cevap geçiyor. Zaman mıdır? Evren midir? Nasıl cevaplasa?
Geçiş Sürecinde 1.0 filmi, çevreye bakışımızı değiştirmek, tüketim kültürü denilen çığın altına daha fazla gömülmeden üretime geçebilmek, türlü türlü yapay gereksinimleri bırakabilmek gibi dertleri olan görsel bir manifesto. Filmin ücretsiz gösteriminden sonra bu konuda öncülük etmiş olan konuklarımızla sürdürülebilir yaşam üzerine sohbet ediyoruz.”
‘Biz yaralı ayı gibi dalarız size. O dere bizim canımız’
Bir Avuç Cesur İnsan, doğu karadenizde HES’lere karşı mücadele eden dört vadideki halkların mücadelesi. Rüya ve Aydın bir cennete gitmişler ve doğayla içiçe yaşayan bu insanların canları gibi gördükleri dereyle ilişkilerini belgelemişler. Kani oldum, orman köylüsü kadar medeni insan yok bu melekette.
Dere ne veriyor yöre halkına?
Rüya: Oradaki tüm doğal döngü dere sayesinde. O dere buharlaşıyor ve onlara çiğ olarak, çay fındık bahçelerinin üzerine bulutlarla birlikte inen bir çiğ olarak dönüyor. Çok özel bir yağış biçimi. Dere olmazsa onlara bunu verebilecek bir buharlaşma sözkonusu olmuyor. Onlar bunun farkında. Ve hatta iklim değişikliğinin de çok farkındalar. Görüştüğümüz bir nine diyor ki; ‘Su bize küstü. Biz öyle hissediyoruz. Eskisi gibi akmıyor dere.’
‘Be just and if you can’t be just, be arbitrary’ Burroughs
(Adil olun, olamazsanız keyfinize göre takılın)
Henüz 25 Yaşında Yony Leyser ve 4.5 yıllık çalışmanın üzerine yüzyılın en büyük ikonlarından biri hakkında şimdiye kadar yapılan en kapsamlı belgeseli çekiyor. Hep bilip, hiç tanımadığımız bir adamın iç dünyasına sokuyor bizi. William S. Burroughs: İçerdeki Adam.
!f Gaste # 5
Kadınlar Kahramandır: Film: Fitaş IV /15.00; Etkinlik: The Hall / 19.00
Sessiz sakin inanılmaz işler yapan kadınları görmeye, önce Kadınlar Kahramandır gösterimine buyrun. Ardından ‘yumuşak bakan’ kadın etkinliğimize geçelim ‘Gözümü yumup mutsuz olmamak için, gözlerimi açıp acı çekiyorum,’ diyen Pınar’ın yumuşak bakışlarından ilham aldık. Kardeş Türküler ve BGST’nin kadınları da aramızda.
“We can experience pleasure and drama through an image, through a music. I am very frustrated with idea that the ultimate use of this media is to film theatre, you know people talking and telling stories. We can do more.”
Bugünün sinema dilinin hikaye anlatımı gibi dar bir alana sıkıştığını düşünen ünlü müzik klipleri yönetmeni Braden King, ilk uzun metrajlı filmi Burada ile sinemanın alanını genişletmeyi hedeflemiş: Hakikaten öyle olmuş. Onu dinlemek, sinemanın ne kadar daha fazla şey sunabileceğini düşündürdü bana