Deney/Deneyenler/Deneyim/Mucit/Mucize.. kelime çağrışım oyunlarına açık zihinlerimizi tazelemek için haftasonunu beklerken pek sevdiğimiz deneysel sinemacılar Küçük Sinemalar grubundan haber geldi. 3 Aralık saat 19:30′da Galata Perform’da son zamanlarda yaptıkları film ve video işlerinin yanısıra Amerika’dan Scott Puccio’nun “I am in ♥” ve Scott Stark’in “I Walk with God” adlı 16 mm’lik filmleri gösterilecek.
Sinema gösterimine adını veren Sponeck ise İstanbul’da 1800lü yılların sonunda ilk sinema filminin gösterildiği birahane. Hayaletmeye çalışsanıza Canlı Fotoğraf: Doğal Büyüklükte Hareketli Projeksiyon nasıldır acaba Pera’da bir birahanede?
Sponeck nedir derseniz hayır, Yıldız SSavaşları filminden unutulmuş bir karakter
Oğlu ‘Babam huzur içinde, yüzünde bir gülümsemeyle öldü’ demiş, 84 yaşında geçirdiği bir seri atak sonrası hayatını kaybeden Ken Russell için.
Women in Love, The Devils, Tommy, Lizstomania, The Music Lovers gibi akıldan çıkmayan filmlerin ve müzikallerin ardından, bu dünyanın kafasını kurcalamış olarak ayrılmanın huzuru vardır umarız yüzünde.
Öncelikle animasyon dünyasının çok renkli, çok ruhlu dünyasına girerek başlatıyoruz İstanbul’daki bu çakışan film festivalleri haftasını. İstanbul Animasyon Festivali‘nde !f Istanbul’da da filmlerini gösterdiğimiz Quay Brothers’ın Maska’sı Edebi Uyarlamalar seçkisinde gösterilecek. Pazar akşamına kadar devam edecek olan festival, Yemek Üzerine, Kasımda Aşk Başkadır, Belgeselimsi ve Şu Animatör Türkler gibi bölümler barındırıyor!
Hap gibi yutulan ama akıldan kolay çıkmayan, vurucu ve rengarenk hikaye anlatımlarını bitirip başka bir kısalar festivaline devam ediyoruz. İstanbul Uluslararası Kısa Film Festivali 23. senesinde Fransız Kültür Merkezi, Hollanda Şapeli ve Alman Kültür Merkezi’nde gerçekleşiyor. Özcan Alper, Emre Akay gibi yönetmenlerin de kısalarının yer aldığı festivalde tam 156 kısa’cık var!
Son durağımız ise 10. yılındaki Pera Fest! İstanbul Modern’in sinemasında gerçekleşen festival 27 Kasım’a kadar devam ediyor ve içerisinde bizim için çok güzel bir sürpriz barındırıyor. Yıllar yıllar önceki bir !f festivalinde yer alan Fausto 5.0, Çok Kültürlü Avrupa Sinemaları: İspanya seçkisinde karşımıza çıkıyor. Sinemamızda Çokkültürlülük bölümünü ise özellikle merak kapsamımızda…
Ne kadar çok izlenecek film, tanışılacak karakter, ve içine girilecek hayat var düşünsenize bu filmlerde!
‘It’s time to free ourselves.’ / ‘Özgürleşme vakti geldi.’
Filiz yollara çıkmış, Cesur Yeni Dünya’yı kuranların izinde. (alıntı ve foto ondan) ‘Intentional nomad’ demiş kendine. Niyetli bir gezgin mi diyelim?
Değişim zamanlarındayız. Herkes kendince yollarda. Kendimizi dinlemeyi öğreniyoruz. İçimize sormayı. Emekliyoruz basbayağı. Sık sık korkuyoruz. Komşular ne der, para ağaçta yetişmez, hep bir adım önde olacaksın, aman aman. Bilinçaltımız heyheyleniyor. Hata yapıyorum diye endişeleniyoruz. Okulda cetvelle vururlardı elimize. Kendi elimize vurmamayı öğreniyoruz. Başkasının kıstasını üstlenmemeyi de. Zor geliyor kendi sorumluluğumuzu almak. Düşüyoruz. Kalkıyoruz. Kalbimizi açtıkça açıyoruz. Yola güvenmeyi öğreniyoruz. Bir de sessiz olmayı.
Bizim gibi bir sürü insan var dünyanın dört bir yanında bu yola başkoyan. Filiz onların hikayelerini topluyor. Kendi hikayesini yazıyor. Herşey çünkü interaktif.
Filiz’i desteklemek için son 4 gün: http://www.indiegogo.com/sacredresonance. Onun yolu bizim de yolumuz olsun. Kalpten yaşanan hikayeleri büyüttükçe yeni bir dünya kurabileceğimizi bilelim diye.
Dünyayı değiştirebileceğimizi bilmek için bol bol umuda ihtiyacımız var.
Yaptıklarımızın farklılık yaratabileceğini ve aslında parçası olmaktan içten içe, sessizce utandığımız sistemlerden çıkabileceğimizi bazen birilerinin bize fısıldaması gerekiyor.
Bir resim binlerce kelimeden daha kuvvetli olabiliyorken, sizleri sistemlerin değişebileceğine ve hayatın sürdürülebileceğine olan inancınızı tazelemek için Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali’ne davet etmek ve yaratıcıları Sürdürülebilir Yaşam Kolektifi ile tanıştırmak istiyoruz.
Sizin ve bizim gibi, yaşamın sürmesi için küçük ve büyük değişimlerin gerekli olduğunu hissedenlerin ‘yaşamı çoğaltacak’ projeleri hayat geçirmek adına bir araya geldiği sivil bir oluşum Sürdürülebilir Yaşam Kolektifi. Sayfalarından sürdürülebilir yaşamla ilgili kocaman bir yolculuğa çıkabilir ve başka kaynaklara da ulaşabilirsiniz.
02 Aralık’ta başlayacak olan Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali, dünyayı ne kadar değiştirebileceğimizi anlatan filmlere ve sohbetlere ev sahipliği yapacak. Festival mekanları Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi ve Pera Müzesi Oditoryumu.
WikiLeaks bir süre için yeni yayın yapmayacağını duyurdu.
PayPal, Visa ve PostFinance gibi kurumların finansal kısıtlaması ve blokajı karşısında yapılan bağışların büyük bir kısmını kaybettiğini açıklayan WikiLeaks, bu blokajın ABD hükümetiyle ilgili yayınlarının bir sonucu olduğunu belirtti.
WikiLeaks’i desteklemek için direk para transferi yapabilir, Almanya’dan Commerzbank, İzlanda’dan Landsbankinn yada dijital para birimi olan BitCoin kullanabilirsiniz.
xxx oldugunda nerdeydin? Michael Jackson oldugunde, ikiz kulelere carptiklarinda, 19lu yillar bittiginde, bomba dolu kamyonlar infilak ettiginde, tam gunes tutulmasi Turkiye`den izlendiginde? Bireysel ve toplumsal hafizamiza mihenk tasi koyan o kucucuk saniyelerde?
Hafiza kayitlarimiza girmeye hazirlanan yeni bir gun icin 11elevenproject hepimizi hafizamizi kaydetmeye davet ediyor. 11/11/11`de nerdeydin?
Fotograf makineleri, kameralar, cep telefonlari, ses kayit cihazlari, flickr, soundcloud, youtube, vimeo, global voices, twitter ve iphone aplikasyonu.. hangi sekilde ve her sekilde ve herkesi ve neredeyse… 11/11/11 anlarindan #11elevenLIVE hashtagi ile toplanacak olan ses ve muzik kayitlari crowdsourcing projeleri ile unlenen Imogen Heap tarafindan bir Dunya Muzigi koleksiyonuna, fotograf ve metinler bir fotograf albumune, videolar ise 2 saatlik bir belgesele donusturulecek. Gonderilen muzikler ayni zamanda bu belgesel`in scoreu olarak yine Imogen Heap tarafindan derlenecek. Ve tum bunlar 21 Eylul 2012`de dunyanin her yerinde gosterime acilacak. Daha sonra da iTunes ve Netflix uzerinden satisa sunulacak. Elde edilen gelir de Save the Children, The Hunger Project, WWF, Opportunity International. Global Voices, ve Hamlin Fistula gibi fonlara bagislanacak.
insanlardan, insanlara ve insanlar icin.. 11/11/11.
Arada sırada lavabonun dibindeki tıpayı çekip kirli suyu akıtmak gerek, kafayı temizlemek önemli. Tıpa kadar küçük bir şeyler beklenenden çok daha fazlasını alır götürür bazen.
Hafta sonuna her sorunun bir çözümü vardır diyerek girmek için drawastickman
Bizdeki hareketlenmenin farkındasınızdır. Ofisimize her gün yeni paketler geliyor, içinden birbirinden enfes filmler çıkıyor, oturup hangisini nereye koyacağımızı düşünüp kafa patlatıyoruz. Bir yandan da kendimizi yeni teknolojileri, dijital dünyanın bizi getirdiği yeri ve bunun sinematografik hayatlarımıza etkisini düşünürken buluyoruz.
Biz 2012 programı için yeni dünyaları düşünürken Sundance Film Festivali’nin New Frontier bölümünün programı açıklandı. Bu yıl altıncı senesini kutlayacak olan New Frontier, sanat, teknoloji ve öyküanlatıcılığının bir araya geldiği enstalasyonları, multimedya gösterilerini, transmedya deneyimlerini ve panelleri bir araya getiriyor. Böylece beyazperdeden sokağa ve kişilerin hayatlarına yayılan sinema deneyimi geleceğin habercisi olma görevini de üstleniyor. Bölümün bu seneki alt başlığı da Future Normal zaten. Yani gelecek mi normal, normal olan mı gelecek sorusunun cevaplarının tavuk ve yumurta konsepti içerisinden incelenme hali..
Interaktivite, teknoloji, dijital dünya, oyun ve anlatılan hikayeler.
etraftan, hayat altında, 24 Ekim 2011 Pazartesi, selin erkok tarafından yayınlandı. – 2 Yorum
Dün öğlen gelen korkunç haberin ardından, gözümüz kulağımız, kalbimiz Van’da. Lütfen kontrol edilemez bir çaresizliğin günler, aylar, yıllar boyunca sürebileceğini hatırlayın. Lütfen son 10 yılın en büyük depremi cümlesini okuduğunuzda Gölcük ve Düzce depremlerinin üzerinden tam 12 yıl geçmiş olduğunu, bölgenin hala eskiye tam olarak dönememiş olduğunu, kaybedilen ailelerin, yarım kalan hikayelerin acısının geçememiş olduğunu hatırlayın.
Van’a yardım yapabilmek için bir çok şirket ve sivil toplum kuruluşu harekete geçti. Van için şu anda en büyük ihtiyaçlar; elektrikli olmayan ısıtma cihazları (elektrik kısıtlı olarak verilebiliyormuş), içme suyu, bebek maması&bezi, bebek&çocuk kıyafetleri, ped, battaniye ve kalın kışlık giysiler (bölgeye Çarşamba günü kar yağması bekleniyor.)
Marmara ve diğer bölgelerden yapılacak yardımların toplama adreslerini detaylı bir şekilde Yalnız Değilsin Van adresinde bulabilirsiniz. Yurtiçi Kargo ve MNG Kargo da yardım gönderimlerinden ücret almayacağını duyurdu. Bireysel yardım gönderimi için adres: Van Merkez Belediye Garajı Kriz Masası.
Yurtdışından yardım etmek için Global Giving ve Turkish Philanthropy Funds‘a bağışta bulunabilirsiniz. Kızılay ve Akut‘a da IBAN ile destek vermek mümkün.
Depremde ulaşamadığınız bir yakınınız varsa Google’ın Haiti depremi için hazırladığı Person Finder, dün gece Türkçeleştirildi, şu an 1400 kayıt takip ediliyor.
İşgalin başlangıcından 2 hafta sonra ‘The Nation’da İşgal Hakkında Sıkça Sorulan Sorular’ diye bir yazı vardı. ‘Medya buradaki insanların iflah olmaz derecede kafası karışık ve bilgisiz olduğunı söylüyor, ne diyorsunuz?’ sorusuna verilen yanıt şuydu: ‘Tabii ki öyle. Bizimki gibi karmaşık bir dünyada, hepimiz çoğu şey hakkında bilgisiziz, tek tük bazı şeyler hakkında bilgi sahibi olsak da.’
Belki de devrim çok daha alçakgönüllü bir yerden geliyordur mesela? Birilerinin dayak yediğini duyan başka birilerinin sokağa çıkmasıyla ve onların yanına gitmeye karar vermesiyle, niyet etmesiyle oluşan kalabalıktır?
İnsan mikrofonlardır. Ses çıkarabilmek için birbirimizi dinlememiz ve tekrar etmemiz gereken bir durumda bunu yapmaya razı ve hevesli olmaktır? Naomi Klein insan mikrofonlarla yayılan konuşmasına ‘Seni seviyorum’ diye başlamış.
Belki de isteyerek yapabileceklerimizle ilgilidir. Bize sunulan iş tanımlarının, pozisyonların dışına çıkmaktır, günü ve geceyi şehrin bir meydanında geçirmektir. O sırada yapmakta olduğumuz hareketin kendisidir, meydanda insanlara masaj yapmaktır, sebze yetiştirmektir, şarkı şöylemektir, ihtiyacı olabilecekler için battaniye toplamaktır.
!f ekibi için bir taraftan festivali toparlarken, bir taraftan düz beyaz duvara bakarak zihni boşaltma vakti. Hafif katatonik haller. Mümkünse minimum konuşalım, maksimum susalım, gözlerimiz anlatsın, ya da anlatamasın, fark etmez.
Böyle zamanda başımıza gelebilecek en güzel şey de içinde hiçbir sorumluluğumuz olmayan, yok geç gelen olmuş mu, yok film geç başlamış mı, yok altyazıda sorun yok di mi gibi konularla zerre kadar ilgilenmediğimiz misler gibi bir festivalde film izlemek.
İki elim kanda olsa gidicem fimlerim:
Mikrofon- İran Kedileri’yle tanışmışık. İskenderiye’li kedilere geldi sıra. Underground müzik ve sanat. Oradan da Tahrir Meydanı?
Ama bazı şeyler var ki, hemen gelecek sene olsun hemen bir kez daha festival yapalım dedirtiyor.
!f ² filmlerini 25 kentte toplam 7000 kişi izledi dediydik ya, yavaş yavaş oradaki ortaklarımızdan ve izleyicilerimizden yorumlar da gelmeye başladı. Paylaşmanın ne kadar güzel olduğunu biliyorduk ama duyduklarımız bizi kocaman gülümsetiyor, güzel bir işi, hep beraber yaptık diyoruz.
MUBI’ye imkansızı pürüzsüz bir şekilde gerçekleştirmemizi bir kez daha sağladığı için, Anadolu Kültür’e bizi Anadolu’daki ortaklarımızın çoğuyla tanıştırdığı için, Avicon ve Media Nova‘ya soru-cevap seanslarımızı sorunsuz paylaşmamızı sağladıkları için ve tabii tüm !f ² ortaklarına filmlerimizi bizimle birlikte izledikleri ve izlettikleri için bir sürü bir sürü teşekkür. Aramızdan özellikle Duygu ve Ece’ye bir de tabii- çok uykusuz geceler geçirdiler.
Katılımlar gösterim başına 150 ile 250 kişi arasındaydı… “Kadınlar Kahramandır” filmi en beğenilen film oldu.
Emrah Cevher, Mersin
!f istanbul’un benim için en önemli misyonu sınıraların yok sayılmasıdır. Bugün her ne kadar ülkeler birbirine vize uygulasa da, aslında bu yeni teknolojiler sayesinde altı oyulmuştur. Sesimiz, fotoğraflarımız, ürünlerimiz sınır tanımdan her yere gidiyor… . Aynı anda farklı sinema salonlarında farklı şehirlerde yaşayan insanlarla aynı filmi izlememenin keyfi çok fazladır. İnsanlar artık bu festivali bekliyorlar. Afişleri astığımızda insanların yüzlerindeki sevinci görebiliyordum. Önümüzdeki sene film sayısının artırılmasını istiyorum.
“Dünyayı Değiştirmek için Bir Dilek” sloganıyla her sene bir kişiye dünyayı istediği gibi değiştirebilmesi için tam 100 bin dolar veriliyor. TED Ödülü denen bu fırsat bu sene festivalde gösterilen Women are Heroes adlı belgeselin yönetmeni aynı zamanda başarılı fotoğrafçı JR’a gitti. Bugün LA saatiyle 17.00’de yapılacak TED Ödül Töreninde JR dünyayı değiştirmek için ne dilediğini açıklayacak. Konuşmasını canlı olarak siteden izlemeniz mümkün.
JR’ın Los Angeles şehri için hazırladığı projenin adı “Bir Şehrin Kırışıklıkları”. Gençlik ve güzellik takıntısı ve dolayısıyla estetik ameliyatlar konusunda dünyanın başkenti sayılan LA için oldukça manidar bir proje. JR yine JR’lığını yapıyor ve bütün şehri dev fotoğrafları ile kaplıyor ancak bu sefer diğer şehirlerde yaptığı gibi zamanın ve değişimlerin şehir ve sakinleri üzerindeki etkisini incelemek yerine tam da zamanı dondurmaya çalışan hep genç kalmak isteyen bir şehrin ironikliğini gözler önüne sermek istiyor. Bir süreliğini LA bir açık hava müzesine dönecek.
Ürettiklerimizi paylaşmak, paylaşılanları görebilmek, dünyada olup biteni takip etmek istiyoruz.
Ama üç günde bir bambaşka nedenlerden elimizi kolumuzu bağlayan kararlara maruz bırakılıyoruz.
Türkiye’de Internet’e Giriş dersi verilse en başta DNS ayarları, IP yanıltmaca, Ktunnel öğreniyoruz.
Telif hakları ile ilgili yasaların internet kullanıcılarının, blog yazarlarının, yazan/çizen/üreten kitlenin yararına işleyeceği, iki kurum arasındaki hukuki bir meselenin tüm blogosferi etkilemeyeceği bir günün hayalini boş yere mi kuruyoruz?
Bilekkesenler filminin senaristi Etgar Keret Sundance etkinlikleri kapsamında yarın saat 11.00-12.00 arası The Hall’da bizlere senaryo yazım teknikleri üzerine tüyolar verecek. Saat 16.00′da ise Gmall D&R’da imza gününe katılıyor. Keret’ın Türkçe’de Gazze Blues, Tanrı Olmak İsteyen Otobüs Şoförü, Nimrod Çıldırışları gibi kitapları yayınlandı. En ağır konuları bile bir tutam mizahla işleyebilen yazarın kitaplarını ve senaryolarını beğenenler imza gününü kaçırmasın.
Evet, yanlis duymadiniz! Marylin Manson’in olmadigi Jodorowsky’nin sesi ve goruntusuyle yer aldigi bir muzik videosu. Santa Sangre gosterimlerine iyi eslik edebilecegini dusunduk. Filmden goruntulerle montajlanan bu kisa video, Santa Sangre’nin de muziklerini besteleyen Simon Boswell tarafindan yapilmis.
Bugün yazarken bile tüylerim diken diken. Bazen olur. Karanlıkta oturan koca bir salon aynı anda nefesini tutar. Dün gece Zare‘nin önünde Hüseyin Karabey’in henüz yeni biten kısa animasyon filmi Hiçbir Karanlık Unutturamaz‘ı izlerken olduğu gibi. Salon tıklım tıklım. İnsanlar koridorlara, boş buldukları köşelere yerleşmiş. Film başladı ve herkesin aynı anda oturduğu yerde doğrulduğunu, perdeye uzandığını görür gibi oldum.
Film daha önce görmediğimiz tarzda, Hrant’ın cenazesi ve Rakel’in konuşması üzerine siyah beyaz animasyon. Yalın, atmosferik, meditatif, çok güçlü.
O konuşmayı hatırlıyor musunuz, bilmiyorum? Hatırlayın, diyor Hüseyin.