!f Ankara zamanı geldi!! Ankaralı !f’ciler filmlerinizi seçtiniz mi?

!f 2012, günlük altında, 29 Şubat 2012 Çarşamba, selin erkok tarafından yayınlandı. – İlk yorumu siz yapın

Bu hafta gerçekleşen ek gösterimlerin ardından İstanbul’u kapatıyor ve yarın !f Ankara’yı başlatıyoruz.

 

İstanbul’da Ankara’ya 7. senemizde festival’in uzun film gösterimleri yine AFM CEPA Sinemaları’nda, kısa film gösterimleri ise Goethe Institut Ankara’nın yanı sıra Bilkent Üniversitesi, Başkent Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İnsan Hakları Merkezi’nde gerçekleşecek.

!f Ankara’da gösterilecek olan filmlere ve Ankara takvimine buradan ulaşabilirsiniz!

 

yazının devamı »

Masumiyet filmleri

!f 2012 altında, 29 Şubat 2012 Çarşamba, ecebulut tarafından yayınlandı. – İlk yorumu siz yapın

Festival bitti sananlara duyurulur, !f Ankara ve !f İzmir’den önce hala AFM Fitaş Salon 1′de göstereceğimiz filmler var.

Ekibin yarısı kendisini sürükleyerek ofise getirmeyi başardı bugün. Çıkıp sinemaya gitmek için bekliyoruz. Bugün masumiyet filmleri günü.

19:30′da Keş!f ödüllü Nana var.

Çocukluğun karanlık masalı demişti birileri. 4 yaşındaki Nana’nın  Fransa kırsalında bir köydeki yaşamını anlatıyor Valerie Massadian’ın filmi. Ödül töreninde bir ara yanına gidip tahminlerini sorduğumda, ‘kesin politik bir film ödül alır, insanlar artık şiirsel yada masalsı filmlere ödül vermiyor’ demişti. Biraz Grimm masalları gibi Nana, hafiften can yakan ürkütücü bir gerçekliği var. Bir de bilgisayar ekranından tadı çıkmayacak olan filmlerden.

 

yazının devamı »

Michael Nyman ile İstanbul, Futbol ve Müzik üzerine..

!f 2012, festival altında, 29 Şubat 2012 Çarşamba, selin erkok tarafından yayınlandı. – 1 Yorum

!f Blog ekibi Michael Nyman ile Beşiktaş Çarşı’da dolaştı, Beşiktaş-Gençlerbirliği maçına gitti, İstanbul, futbol ve müzik üzerine sohbet etti..

Uzatmaları seven festival ; bu gece 50/50 ve Bellflower

!f 2012 altında, 27 Şubat 2012 Pazartesi, ecebulut tarafından yayınlandı. – İlk yorumu siz yapın

Ödülleri verdik tabi, bir nevi kapatış o, biz çok dans ettik gece bir sene daha kazasız bitti diye.

Yine de uzatmalar iyidir, ani kesilen ilişkiler hep garip bir his bırakır, ayrıca bu festivalin ekibinin de sinema salonlarında film izlemeye hakkı vardır.

Uzatmaların diğer iyi tarafı geçtiğimiz 10 günde salonları dolan, biletleri tükenen filmleri bir kere daha izleme şansı vermesi, diğer iyi tarafı da Keş!f yarışmasının kazananı Nana‘yı bir de alıcı gözüyle izleyebilecek olmak.

Bu akşam tersinden hikayeler var AFM Fitaş Salon 1′de.

yazının devamı »

Rupert Everett, Meltem Cumbul, Yonca Şık, Ali Ata Bak ve Nana diyerek !f 2012 Kapanış Töreni..

!f 2012 altında, 27 Şubat 2012 Pazartesi, selin erkok tarafından yayınlandı. – İlk yorumu siz yapın

Ödül töreninin sonrasındaki gündeyiz yine. Tüm yorgunluklarımız, gerginliklerimiz festival boyunca gördüğümüz yüzlerle, gülümseyen !f’çilerle geçti gitti, dün gece de nutellalı ekmeğini yemiş çocuklar gibi mutlu, ödül törenimizi gerçekleştirdik.

360 İstanbul’da gerçekleşen ödül törenimizin sunuculuğu çok sevgili Meltem Cumbul yaptı. Kendisine bir kere daha burdan desteği, alçakgönüllüğü ve içimizi açan tatlılığı için ne kadar minnetkar olduğumuzu belirtmek isteriz.

İlk ödülümüz Türkiye’den Kısalar İzleyici Ödülü Ali Ata Bak adlı kısa filmi ile Orhan İnce’ye gitti.

yazının devamı »

Siegfried gitmeden bir de konser var bize! Yarın gece (salı) peyote’de..

günlük altında, 27 Şubat 2012 Pazartesi, Serra Ciliv tarafından yayınlandı. – İlk yorumu siz yapın

Cocuk Masalları’nın yönetemeni Siegfried’in ayrıca gezgin, fotoğrafçı ve cok iyi bir muzisyen olduğundan bahsetmiştik di mi?

Gitmeden önce Peyote’de bir konser veriryor, hem de Murat Çopur, Korhan Futacı ve Kerem Öktem’le.

22 Subat Sali akşamı 22.00′de peyote’e.

‘Ses nasıl bir ses?’ derseniz..

Şöyle bi ses.

yazının devamı »

!f² başladı! Hayırlara vesile olsun diyelim…

!f 2012, festival, günlük altında, 26 Şubat 2012 Pazar, Serra Ciliv tarafından yayınlandı. – İlk yorumu siz yapın

!f ² başladı..

Filmleri programlarken her filmin başka başka bölgelerdeki insanlar için özel olabileceğini hayal etmiştik.

Dünya Özgürlük Cephesi için mesela, Kazdağları’ndaki, Alakır’daki, Rize’deki ve Trabzon’daki arkadaşlar vardı öncelikle aklımızda.

Kazdağları’ndan hemen ses çıktı, paylaşalım istedik. Yeşil Gazete’de Mahmut Boynudelik yazmış,’Köye Sinema Gelince’

—–

Köye bu akşam sinema geldi. Kazdağlarının eteklerinde toplam hane sayısı 100’ün altında olup, her geçen sen daha da azalan bir köyden bahsediyorum. Çevresindeki diğer köylerle birlikte ortak bir kaderi paylaşan bir köyden. Yüzlerce yıldan beridir süre giden tüm yaşam döngülerinin parçalanmasıyla insansızlaşmaya, terk edilmeye, yok olmaya mahkûm edilen köylerden birine bu akşam sinema geldi.

Onbir yıldır dünyada ve Türkiye’de çok ses getiren bol ödüllü filmleri sinema meraklılarına ulaştıran !f bu seneki programına Kazdağlarındaki Adatepe köyünü de dahil etmiş. Dersim’den Mersin’e, Rize’den Filistin’e uzanan çok geniş bir coğrafyada İstanbul’dan canlı filmlerin gösterildiği etkinlik için köyün terkedilmiş eski ilkokul binası, Taşmektep hınca hınç doluydu. Odun sobasının ısıttığı salonda değil oturacak, ayakta duracak yer kalmamıştı.

yazının devamı »

!f İstanbul’un en beğenilenleri ek gösterimde!

!f 2012, festival, filmler altında, 23 Şubat 2012 Perşembe, selin erkok tarafından yayınlandı. – 1 Yorum

Bu yazıyı hazırlamak hep hem zor hem de keyifli geliyor. Zor ki festivalin sonuna yaklamışız, bir Şubat fırtınası daha geçmiş ve festival neredeyse bitmiş.. Keyifli ki filmlerimiz beğenilmiş, biletleri tükenmiş, dağıtımcılarımızla uzun görüşmeler yapıp bazı filmlerimiz için ek gösterim koyabilmişiz.

2012 Ek gösterim programı:

27 Şubat Pazartesi:

19:30 50/50

yazının devamı »

You Hurt My Feelings’in son gösterimini kaçırmayın!

!f 2012, filmler altında, 22 Şubat 2012 Çarşamba, mustafa uzuner tarafından yayınlandı. – İlk yorumu siz yapın

Bugün 17:30′da Fitaş 4 no’lu salonda festivalin ve yarışmamızın bu seneki en değerli filmlerinden olan Steve Collins’in You Hurt My Feelings/Hislerimi İncittin‘inin son gösterimini yapıyor olacağız. Steve uçaktan iner inmaz soru cevap kısmını yetişiyor olacak. Bu uzun süre aklınızdan çıkmayacak filmi kaçırmamak için son şansınız!

Jacques Nolot bugün 19′da Fitaş 1′de

!f 2012 altında, 22 Şubat 2012 Çarşamba, mustafa uzuner tarafından yayınlandı. – İlk yorumu siz yapın

François Ozon’un ‘Jacques’ın filmlerini gördüğünüzde hemen tanırsınız. Bütün gördüğünüz kara mizah ve kendiyle dalga geçebilmesi’ diye övdüğü Jacques Nolot bildiğiniz gibi bu seneki festivalimizin konuklarından. Ortaya çıktığında çokça gözden kaçmış, ama inanılmaz sahici ve otobiyografik filmi olan Avant que j’oublie/Unutmadan Önce‘sini bugün Fitaş 1′de kendi katılmıyla izleybilirsiniz.

yazının devamı »

Yoshihiro Tatsumi

!f 2012, filmler, günlük altında, 22 Şubat 2012 Çarşamba, mustafa uzuner tarafından yayınlandı. – İlk yorumu siz yapın

Konuk blog yazarımız Serdar Kökçeoğlu Tatsumi‘nin kariyerine bir bakış atıyor.* Filmi  25 Şubat 2012 21:30 AFM Fitaş Salon 1′de izleyebilirsiniz.

Süper kahramanların ötesine uzandığınızda uçsuz bucaksız ‘grafik roman’ dünyası karşılıyor sizi. Kuzey Amerika’da üreten ve ağırlıklı olarak gündelik yaşam, büyüme ve duygusal ilişkiler gibi konulara odaklanan alternatif çizgi romancılar; Fransa ve İtalya’nın hayalperestleri ve evren kurucuları ve tabii ki Japonya’nın manga sanatçıları… Onların elinde bambaşka hikayelerle ve tarz denemeleriyle karşımıza çıkıyor bu sanat dalı.

Japon manga sanatını tematik veya kavramsal olarak sınıflandırmak çok mümkün değil. Aklınıza gelebilecek her konuda çizgi roman üretimi yapılıyor Japonya’da. Ortada ekonomi dergilerine bile konu olan ve batıdaki satışları ciddi boyutlara ulaşan, neredeyse okur talebine yetişmekte zorlanan bir endüstri var.

Yoshihiro Tatsumi yetişkin okuyucuya dönük olarak üretilen, has edebiyat tadı veren ve aksiyona değil dramatik yapıya yoğunlaşan manga türünün belki de en önemli ismi. Tıpkı hayranlık duyduğu Osamu Tezuka kadar sabırlı ve üretken bir çizgi roman emekçisi. Ne yazık ki batıda ancak iki binlerin ortasından sonra Drawn & Quarterly tarafından kült çizgi romancı Adrian Tomine’nin önerileriyle basılan hikaye antolojileriyle tanındı.

yazının devamı »

Mahşerin Dört Atlısı’nı izleyip çok heyecanlanmış birinden, festivalin 4. günü hediyesi…

!f 2012, filmler, günlük altında, 20 Şubat 2012 Pazartesi, Serra Ciliv tarafından yayınlandı. – İlk yorumu siz yapın

!f’in açılış partisinde Milen’le karşılaştım… Hızlı hızlı bana Mahşerin Dört Atlısı’na niye bayıldığını anlattı. Yazsana yazsana, dedim. Yazmış.

Ben de dün SALT’ta Umit Kıvanç’ın 16 Ton’unu izleyip, sonrasında Ahmet İnsel ve Ümit Kıvanç’ı dinlerken benzer bir heyecana kapıldım.

Mahşerin Dört Atlısı’nın son İstanbul  gösterimi bu akşam Fitaş’ta 19.30′da.

”Amerikalı kapitalist ekonomistlerin sonunda beni karşılarına oturtup tek tek, tane tane içinde yaşadığım bu para canavarının yapısını açık ve dürüstçe anlatmış olmalarının memnuniyetini yaşıyorum. Tabi ki sadece ekonomistler değildi “Mahşerin dört atlısı”nın sıradan birisine bu karmaşık gözüken basit canavarın yapısını anlatmak için destek aldığı düşünürler. Chomsky’den Satish Kumar’a birçokları bankaların yoktan var ettikleri parayı nasıl yalnız ve mutsuz hayatlardan beslenerek şişirdiklerini anlatıyor filmde. Çok görünür değil mi? Evet bunu biliyoruz biz tükettikçe ve gri çirkin hayatlarımızı yaşamaya devam ettikçe daha fazla borç altına girip onları ödemek için köleleştikçe o cilalanıyor. Peki parayı bana borç verirken yoktan var eden, kendi yasalarını koyan ve benim sırtımdaki cekete kadar soyan bu sistemin sadece güçlü ve zengine yarayan bir makine olarak var olmaya devam etmesini sağlayan nedir? New York, Atina, Barselona’da ve krizin ele geçirdiği diğer her yerde biraz geç de olsa insanların artık yeter deyip sokaklara çıkmasına sebep olan nedir?

Gücü elinde tutanların; finans sektörü ve bankaların doğrudan üretim sistemlerini yani paranın kendisini kontrol ederek değil de bizim onu algılama biçimimizi kontrol ederek ilerlemesi. Yani gerçek ‘değer’ bir boşluğa dönüştükçe para hayatımızı kolaylaştıracak bir araçtan altında ezildiğimiz hayali borçlara dönüşüyor ve biz değer yargımızın yok edilişini sessizce izliyoruz. Bu borç monarşisinin, gezegenin kaynaklarını tüketerek, insan kaynaklarını sömürerek banka aristokratlarını var eden gizli bir imparatorluğu yaşatmasını demokrasi ve insan doğası diye adlandıracak kadar saf ve bilinçsiziz. Ne yazık ki sistem dünyamızın açlık ve açgözlülük ekseninde dönmesine sebep oluyor ve fakir fakirleştikçe zengin zenginleşiyor.

yazının devamı »

Bedia’nın izleri 19:00′da Fitaş’ta..

!f 2012, filmler altında, 19 Şubat 2012 Pazar, ifistanbul tarafından yayınlandı. – İlk yorumu siz yapın

Bedia hatırlamaktan korkmuyor.

Hiç korkmamış. 14 yaşından beri hiç susmamış, 22 yaşında hapse girmiş, siyasi tutukluları izole, fikirleri hapseden – yalnızlaştırarak ve yabancılaştırarak yok etmeyi amaçlayan hücre tipi cezaevlerini protesto etmek için 130 gün aç kalmış.130 günlük açlık vücudun, aklın ve belleğin azar azar ölmesi demek.

Silinmiş bir hafızayla artık daha az tehlikeli olan 20 kiloluk ve hareket edemeyen bedeni 2000 yılında 6 aylığına serbest bırakılmış. Bu sürede Fransa’ya kaçırılmış.

O hala hayatta, her gün biraz daha içinde.

yazının devamı »

Keep The Lights On’a Berlin’den ödül var..

!f 2012, festival, filmler altında, 18 Şubat 2012 Cumartesi, mustafa uzuner tarafından yayınlandı. – İlk yorumu siz yapın

Teddy Ödülü, 1987 yılından beri Berlin’de çeşitli bölümlerde yarışan LGBT temalı filmlere verilen, önceki sahipleri arasında Pedro Almodovar (The Law of Desire), Derek Jarman (Wittgenstein) ve Francois Ozon (Kızgın Taşlara Düşen Su Damlaları) gibi isimlerin bulunduğu; daha yakın örnekler arasında da John Cameron Mitchell’in Hedwig‘i ya da Todd Haynes’in Poison‘u gibi filmlerin olduğu  hayli prestijli bir ödül. Bu sene bu ödül hit filmlerimizden Ira Sachs’in Keep the Lights On‘a verildi! Filmi 25 ve 26 Şubat’ta AFM Fitaş 4′de izlemek için hala şansınız var. 

 

Senaryolarımızı çok da ciddiye almayalım / !f’in 1.gününden hediye.

günlük altında, 17 Şubat 2012 Cuma, Serra Ciliv tarafından yayınlandı. – İlk yorumu siz yapın

Her gün festivalden ilham veren anları paylaşasımız var- bakalım bu kadar hengame içinde mümkün olabilecek mi..

Dün Çocuk Masalları’nın ardından çok güzel bir izleyici grubuyla nefis bir soru cevap seansı oldu. Siegried’in daha da anlatası vardı ama zaman doldu.. .

Siegfried – Kinogamma’dan ve Sansa’dan hatırlayanlar bilir– dünyayı geziyor ve çekiyor. Çocuk Masalları da, öyle. Siegfried Hindistan’da dolaşırken bir kaç çocukla tanışıyor, bir akşamda oturup onlar için basit bir hikaye yazıyor ve ertesi sabah onların okuluna gidip çekmeye başlıyor. Çocuğun öğretmeni, okulun müdürü ve onunla birlikte okuldan kaçtıktan sonra sokakta karşılarına çıkan herkes filmin bir parçası oluyor.

Bir izleyicimiz- ki kendisi de belli ki Hindistan’da bayağı bir dolaşmıştı– Siegfried’e Hindistan’da gezerken ona bir şekilde müdahele eden, selam veren, durup bakan, muhabbet eden onca insanla nasıl film çekebildiğini sordu. Kurguda çıkarmış mıydı o insanları sonradan?

yazının devamı »

Hislerinizle değişen senaryosu ile sonu olmayan bir film

!f 2012 altında, 17 Şubat 2012 Cuma, ecebulut tarafından yayınlandı. – İlk yorumu siz yapın

HyperPresence / HiperMevcudiyet garip bir sinema deneyimi, SALT Beyoğlu’ndan geçerken mutlaka görün!

Tek kişilik bir kısa film deneyimini eşi benzeri görülmemiş etkileşimli sinema örneklerinden birine çeviren sanatçılar izleyicilerine bilişsel bilimler ve sinemanın karma okumasını sunuyor. Film süresince izleyici filmi ‘bilinçsiz’ müdahalelerle yönlendiriyr. Film hislerinizi beyninizden okuyor, hikayesini size göre şekillendiriyor. Her izlenişte farklı bir senaryoyla sonlanabilecek bu kısa filmde EEG cihazı, sofistike bilgisayar yazılımları ve kaliteli bir video prodüksiyon yer alıyor. Çıkışta izleyicileri küçük de bir süpriz bekliyor.

 

HiperMevcudiyet / HyperPresence !f İstanbul Film Festivali kapsamında 16 – 26 Şubat 2011 tarihlerinde hergün saat 15.00 – 18.00 arasında SALT Beyoğlu’nda izlenebilir.

yazının devamı »

Arka Bahçe terör değil, düşünceye, sanata özgürlük istiyor.

etraftan, günlük, hayat altında, 15 Şubat 2012 Çarşamba, Serra Ciliv tarafından yayınlandı. – İlk yorumu siz yapın

Her gün yeni, kötü, aklımızın almadığı haberlerle uyanıyoruz.

Her gün saygı duyduğumuz, çalışmalarını takip ettiğimiz, filmleriyle, şiirleriyle, makaleleriyle bize ‘başka türlü bakalım’ diyen insanların içeriye alındığını öğreniyoruz.
Dün Müjde Mizgin Aslan ve Özay Şahin’in haberlerini aldık. Her ikisi de işlerine, bakışlarına çok güvendiğimiz yönetmenler.

yazının devamı »

Aşkınız bol olsun, !f’ten olsun, püften olmasın…

!f 2012, festival, günlük altında, 14 Şubat 2012 Salı, mustafa uzuner tarafından yayınlandı. – İlk yorumu siz yapın

Aşkın binbir biçimi, kocaman billboardlarla anlatılamayan halleri.

!f’ten !f’lik aşk hikayeleri..

Bellflower/Arıza Aşk

Bu biraz anti-sevgililer günü olacak ama sizi sevgilisinden ayrıldıktan sonra dünyanın sonunu getirmeye karar veren kahramanlarımızın hikayesine davet edebiliriz. Yanıcı maddeyle yaklaşmamanız tavsiye olunur!

YouTube Preview Image

El Lenguaje de los Machete/ Machete Dili 

yazının devamı »

KanZeOn – Ben neden sevdim?

!f 2012, günlük altında, 13 Şubat 2012 Pazartesi, Serra Ciliv tarafından yayınlandı. – İlk yorumu siz yapın

KanZeOn Budizm’min sesleriyle ilgili bir film. Anka Kuşu’nun sesiyle tanıştırıyor bizi.

Ama bir tek bu yüzden sevmedim bu filmi.  Ayrıca çok sade, tertemiz, derine bağlayan görüntü ve seslerle;

-       KanZeOn kelimesinin ‘sevgi tanrısı’ anlamına geldiğini ve Japonca’da ‘sesleri görmek’le aynı şekilde yazıldığını söylediği için. (‘‘Sesleri görebilmek için cok dikkatli dinlemeliyiz. Böyle dinlediğimizde, bir anda ses hayat bulur, bir bardaktan taşan su gibi.’)

-       ‘Hangi ses- hangi ses beni uyandıracak?’ diye sorduğu için.

-       Herhangi bir sesin, herhangi bir müzik enstrümanı kadar dinlemeye değer bir müzik yapabildiğini hatırlattığı;  düşen karı, guruldayan bir mideyi ya da bir bebeğin sesini zihnimizi tamamen boşaltıp  dinlememiz gerektiğini hatırlattığı için.

yazının devamı »

Beyond the Black Rainbow / Ben neden sevdim?

!f 2012, filmler altında, 13 Şubat 2012 Pazartesi, mustafa uzuner tarafından yayınlandı. – İlk yorumu siz yapın

- Geçen sene !f’e konuk olan Amer, giallo’yla ilişkisi bakımından son yılların en orjinal filmlerindendi. Beyond the Black Rainbow da rahatlıkla bu senenin Amer’i olarak nitelendirilebilir. Amer’in yönetmenleri nasıl İtalyan korku filmlerini filmin biçimsel çıkış noktası yaptılarsa, yönetmen Panos Cosmatos (bizzat Rambo’ların birisinin yönetmeni olan George P. Cosmatos’un oğlu) için de 80′ler bilimkurgu filmlerine olan takıntılı tutku benzer bir görsel vizyonu doğurmuş.

- Beyond the Black Rainbow retro fütüristik set tasarımı, inanılmaz kontrollü/simetrik kamera hareketleri, muhteşem soundtrack’i ve ses tasarımıyla senenin en iyi bilimkurgu  tribini vaat ediyor.

- Cronenberg’in eski filmlerini, Todd Haynes’in Safe‘ini ve Noe’nin psikedelik anlarını hatırlatan tadlar bıraksa da kendine has bir orijinalliği ve tarif edilmezliği söz konusu BBR’nin. Cosmatos, çocukluğunda izlediği geceyarısı filmlerinden ve Cumartesi sabahı izlediği çizgi filmlerden ilham aldığını söylüyor ve buna hak vermemek elde değil.

yazının devamı »