- Çünkü hepimiz, biraz daha mutlu ve umutlu olduğumuz günlerde metroda giderken kafayı kaldırır ve insanların gözünün içine bakmaya çalışırız bazen. Karanlık günlerimizde kendi duvarlarımızın dışına adın atmayı tercih etmezken, aydınlık günlerimizde başkalarına da değesimiz gelir. Bu film, öyle bir günde başlamış bir film bence. Yönetmen Borris Gerrets’in kendinden başkalarını sevesi gelmiş, çıkarmış cep telefonunu ve çekmeye başlamış.
- Borris’in karşısında çıkan üç karakterin üçünün de kanadı kırık. Borris’ten kırık olmasın. Bir o kadar da güzeller. Kırık güzeldir, diyebilir miyiz, hepimiz için?
- Borris’i en kırılgan (ya da kırgın?) anında tanıyoruz- Sandrine’le ilk sevişmelerinin sonrasında, yatağın kenarına oturmuş, tam da ne yapacağını bilemezken. Hangi yönetmeni böyle savunmasız, çıplak gördünüz son?
Festivalin bir ucundan tutmak isteyenlere duyurulur!
16 – 26 Şubat arasında, festivalin produksiyon, basın masası, ofis ve operasyonlarında görev almak üzere gönüllülere ihtiyaç bulunuyor.İlgilenenler ahmet@ifistanbul.com üzerinden irtibat kurabilir.
Sundance olmasa dünya aynı olur muydu? Bazılarımız için kesinlikle hayır.
Sinemada bağımsız olma fırsatı verdiği ve kendi sesleriyle film yaratmayı öğrettiği yönetmenler kadar o yönetmenlerin filmlerini izleyenler için de Sundace’in yeri apayrı. Her yeni Sundance filmi ileride dünyamızı sarsacak yeni bir yönetmenin ilk adını duyuşumuz.
Sundance Film Festivali’nin 2012 En İyi Sinematografi Ödülü My Brother The Devil / Şeytan Kardeşim‘in. Londra’daki hayatın İngiliz Araplar için ne kadar uçlarda olduğunu anlatan film, !f İstanbul ve Sundance ortaklığının ikinci senesinde Sundance Case Study filmi olarak seçildi. Senaryo’dan perdeye tüm aşamalarını adım adım takip edeceğiz. Nasıl kendi sesimizle ve kendi hayallerimizle başarılı oluruz adım adım öğrenmek için 25 Şubat’ta SALT Beyoğlu’na bekleriz.
Dün gece tütütü maşallahlarla, nazar değmesinler büyüsün kocaman olsun inşallahlarla !f Music‘i başlattık.
Açılış filmi Chemical Brothers’ın Fuji performansından çıkan film Don’t Think oldu. ‘Sinema salonunda olmak yerine orada, Fuji’de konserde olmak istiyorsunuz, yapacak tek şey koltuklara aldırmadan kalkıp dans etmek oluyor.’ dedi izleyenlerden bazıları. Dedikleri gibi, düşünmemek gerekiyor. Geriye kalan 3 gösteriminde, hiç düşünmeyin, tereddüt etmeyin, kalkın dans edin.
günlük altında, 26 Ocak 2012 Perşembe, Serra Ciliv tarafından yayınlandı. – 1 Yorum
Ben küçükken birilerine ‘terörist’ dendiğinde onların gerçekten çok vahşi, çok kötü insanlar olduğunu düşünürdüm. Sonra geçti.
Her geçen yılla birlikte terörist’in kim olduğu konusunda kafalar iyice karışıyor. En çok şiddet uygulayan mıdır terörist? Fütursuzca insanlara zarar veren, baskı uygulayan mıdır? Böyle şeyler yapanları koruyan mıdır? Özür dilemeyen midir terörist?
etraftan, günlük altında, 25 Ocak 2012 Çarşamba, mustafa uzuner tarafından yayınlandı. – 1 Yorum
Herkes gibi çok üzgün ve olayın trajikliğinin şoku içerisindeyiz.
“Ben bir sinemacı olarak, geçmişin kendi kişisel geçmişim olarak şimdiki zamana sürüklendiğine inanıyorum. Filmin sonundaki ağaç aslında Voyage to Cythera‘daki ağaç, kendi sinemasal peyzajıma bir referans bu. Bu film boyunca, iki çocuk farklı bir manzaraya ulaşmak için sinemasal bir peyzajın içinden geçip, bence, sonunda onlara yeniden umut vaadedecek bir yere ulaşırlar. Dünyanın sinema tarafından kurtarılabileceğine inanmak isterim. Sinema benim dünyam ve bütün yolculuklarımın amacı olan şeydi. Her zaman beni büyüleyen küçük bilinmeyen ütopyaların peşindeyim ve filmlerimle başladığım yolculukların da bununla ilgili olduğuna inanmak için elimden geleni yapıyorum.” (Theo Angelopolous: Interviews, haz. Dan Fainaru, University Press of Mississippi, s. 64)
Cuma’nın Müziği’nde haftasonuna festivalden sürprizlerle girelim istedik.
Bizi yerimizden zıplatan, haftalardır heyecanla size söylemek için beklediğimiz haber! Chemical Brothers’ın Fuji Rock Festivali’nde 20 kamera ile Adam Smith yönetmenliğinde çekilen ilk canlı performans filmi ”Don’t Think” !f 2012′de!
Dünkü notumuza ek olarak, mutfaktan biraz daha bilgi paylaşalım : )
Zeki kataloğumuzun 13. düzeltmesi için ajansla ofis arasında mekik dokumayı bitirdi. Son dakikada haber beklediğimiz filmler, ve yarışma jürimiz de kesinleşti, birkaç ufak tefek eksik dışında her şey takvime oturtuldu ve heyecanla beklemedeyiz. Listemize tekrar göz attığımızda, bu seneki 74 filmimizi seçmek için 1000 civarında filmi izleyip, göz gezdirmek durumunda kalmışısız. Ece’yle Zeki’nin izlemedeki ve tabii ki Yeşim’in yazılardaki muazzam destekleri eksik olmasaydı nasıl yetiştirebilirdik kestirmek zor! Geriye bakınca, o kadar güzel filmleri elemek zorunda kalmışız ki, Serra’nın da belirttiği gibi çok rahat ikinci bir festival daha çıkarmış.. Eylül başı Toronto’dan beri günde 6 film izlemenin getirdiği sürmenaj da bir yana, artık en azından diğer insanların normal addediği faza dönebileceğimize inanıyor, herkes gibi programın ortaya çıkacağı ana kilitlenmiş haldeyiz. Uyku düzenlerimiz normale dönmek üzere, rüyalarımızın hala unuttuğumuz tagline’lara konu olması dışında da herşey şimdilik yolunda gibi.
Malum Sundance Film Festivali dün başladı, Rotterdam ve Berlin de sırada, yaklaşıyor. Güzel haberlerden birisi, Rotterdam’dan 12 film !f’e (bunlardan ikisi dünya prömiyeri sonrasındaki ilk gösterimlerini İstanbul’da yapacaklar!) geliyor olması, diğeri de Berlin-Sundance hattından da birbirinden güzel 3 film programımıza yetişebiliyor olması : )
festival altında, 18 Ocak 2012 Çarşamba, selin erkok tarafından yayınlandı. – 7 Yorum
Son onaylarımızı aldık, şaşıbakşaşır yapıp katalog revizyonlarımızı bitirdik, sevgili ajanslarımızın tatlı tatlı sevinçlerimize, paniklerimize ve heyecanlarımıza şahit olmalarını izledik (onları o kadar çok seviyoruz ki!!), 3 sinir krizi, 1 kar fırtınası, çeşitli saçbaş yolmaca ve nedeni belirsiz gelen kahkaha tufanları ile katalogumuzu baskıya doğru yola çıkardık!!
!f 2012′nin yeni kapılar açacak filmlerine, keyif aldıracak etkinliklerine ve eğlenceli partilerine 1 aydan az zaman kalmışken, tüm programımıza Salı günü websitemizden ve önümüzdeki Cuma günü kataloglarımızdan ulaşabilirsiniz!
etraftan, günlük altında, 16 Ocak 2012 Pazartesi, Serra Ciliv tarafından yayınlandı. – 2 Yorum
Hatırlıyor musunuz, yüzbinler olarak yürümüştük caddelerde bundan beş yıl önce. ‘Arkadaşımı yok edemezsin,’ demek için.
Hrant’ı kişisel olarak tanıyanlarımız coktu zaten, ama yıllarla daha da çok arttı, tanıyanı, bileni, seveni. Hrant bizim arkadaşımız.
Beş yıl boyunca cinayetin yargılanma sürecini hepimiz içimiz burkularak, öfkelenerek, isyan ederek izledik. Yarın son mahkeme.
19 Ocak 2012 Perşembe günü Hrant Dink’i olabildiğince büyük bir kitlenin katılımıyla anabilmemiz çok önemli. Saat tam 13’de Taksim Meydanı’nın Elmadağ’a olan yönünde toplanacağız ve AGOS’un önüne yürüyeceğiz.
Oscar ödüllü film Piyano için yaptığı beste üç milyon kopya satan müzisyen aynı zamanda sayısız orkestral bestenin de sahibi ve Michael Nyman Band’de piyanist olarak çalıyor.
!f İstanbul 2012′nin ilk etkinlik fısıltısı: Kameralı Nyman! Michael Nyman’ın ilk uzun metrajlı filmi olan Kameralı Nyman‘ı festivalde sunacak olan Nyman ayrıca sesle görüntü arasındaki ilişki hakkında, Sine Opera olarak adlandırdığı kısa filmlerinin derlemesi olan programdan parçalar gösterdiği özel bir konuşma da yapacak.
Müzik dünyasının duayenlerinden birini ilk elden canlı dinleme fırsatını kaçırmayın.
Tarih : 19 Şubat Pazar
Yer : SALT Beyoğlu Açık Sinema
Saat : 17:00 – 18:00
Video kameralarını dünyadaki insan hakları ihlallerini belgelemek için kullanan witness.org‘dan sokakları, meydanları çekerken dikkat etmemiz gerekenler listesi:
1. Ekipmanınızı iyi tanıyın. Pil ömrünü kısaltan özelliklerini kapatın ve her yedek pil, boş hafıza kartı ve yedeklerini yanınızda bulundurun. Bir askı takın veya kameranızı bileğinize bağlayın. Eğer mümkünse saat ve tarih gösteren fonksiyonları açık tutun.
2. Çekerken sabit durun (minimum 10 saniye), çok yavaş pan yapın, zoom’dan kaçının, mümkün olduğunda daha yakına gidin. Geniş, orta ve yakın gibi farklı açılardan öekmeye çalışın. Orada olmayan insanlar için çekim yapın, gerçekten neler olduğunu anlayabilecekler mi? Eğer rahatsız edilirseniz, çekime devam edin!
3. Günü, tarihi ve yeri her zaman yakalayın. Kalabalığın büyüklüğünü ve davranışlarını ve polisin duruşunu alacak açılarda bulunun. Polisin verdiği emirleri ve izinleri çekin. Polisler barikat kurduğunda ve kaldırdığında çekin. Protestoyu veya protestocuları kaydeden polisleri de çekin.
4. Detayları yakalayın. Eğer şiddet uygulanıyorsa zamanı, yeri, kişileri ve genel davranışları kaydedin. Görevlilerin numaralarını kameraya yansıtın. Mümkünse yukarıdan, veya çok aşağıdan çekim yapın. İçeriği anlatan konuşmalar ekleyin.
5. Takım çalışması yapın. Çekimi siz yapıyorsanız, size göz kulak olacak bir arkadaşınızla çalışın. Eğer bir takım olarak çekim yapıyorsanız, farklı bölgelere dağılın ve aynı olayı farklı açılardan çekin. Eğer risk altındaysanız hafıza kartınızı bir arkadaşınıza verip boş bir hafıza kartı yerleştirin ve çekime devam edin.
Yüklediğiniz dosya editlenmiş veya editlenmemiş olsun, çektiklerinizin kolayca bulunması için aşağıdakiler önemlidir. Occupy gibi hareketlerle ilgili yüzlerce video bulunabilir, ancak bir çoğu önemli bilgilerden yoksundur. Yüklemeden önce benzer videoları aratın ve kullanılan tag’leri bulun. Videolarınızı MUTLAKA tag’leyin. Yüklerken bir Creative Commons lisansı seçin, böylece videolarınız başkaları tarafından da kullanılabilir ve arşivlenebilir olsun.
1. Başlıklarınız kısa ve tanımlayıcı olmalı. Tarihi, yeri ve zamanı eklemelisiniz. Başlıkta sizin videoyu ararken kullanabileceğiniz kelimeler bulunmalı.
2. Videonuzu iyi tanıtın. Her zaman zamanı, yeri ve kayıt sırasında, öncesinde ve sonrasında olanları ekleyin. Mümkünse izleyenlerin daha fazla bilgi edinebilecekleri bir web adresiyle başlayın
3. Videolarınızı tag’leyin. Yer, zaman, şehir, lokasyon, ve olayla ilgili tanımlayıcı kelimeleri bulundurun. Daha önce kullanılmış tag’leri de eklemeyi unutmayın.
4. Eğer bazı yüzleri mozaikleme ihtiyacı hissetiyseniz veya birinin zarar göreceğini düşünüyorsanız videoyu yüklemeden önce iki kez düşünün.
5. Videonuzu sabit bir diske kaydedin. Youtube ve benzeri kanallara videonuzu koruma konusunda güvenmeyin. Hukuki veya teknik sebeplerden dolayı videonuz yayından kaldırılabilir. Orijinal videoyu bilgisayarınıza kaydedin, ve mümkünse harici bir diskte yedeğini tutun.
filmler altında, 12 Ocak 2012 Perşembe, ecebulut tarafından yayınlandı. – 3 Yorum
The Weekend
Anlat Andrew, bize herşeyi anlat.
Nasıl Greek Pete’in call boy’luk yaparken aşık olduğunu anlattığın gibi, nasıl tek gecelik bir ilişki bir anda daha fazlası oluyor anlat. Bize hiç çaktırmadan kocaman soruları sor, cevabı kimse bilmese de olur.
Durduk yere hayatın anlamını bulmaya çalışalım, sen iste yeter ki, hiç direnmeyiz.
Ödüller de almışsın diye duyduk, gerçekten içimizden gelerek gülümsedik, sıcacık.
!f İstanbul, 11. Açılış Partisini gururla sunar! Kate Simko ((US) Live + DJ Set) Nisan 2011’de Berlin’de yarattığı çığır açan canlı ‘A/V’ şovu ile Asya, Avrupa ve Amerika’da Fabric, Verboten (New York), Culture Box (Kopenhag), Cocoliche (Buenos Aires), Rex Club (Paris) gibi kulüplerden sonra Ghetto’da! Jeffrey Weeter’ın gerçek zamanlı video kurgusu ile Kate Simko’nun canlı performansı birleşiyor ve ‘Canlı Sinema’ adını verdikleri 2011 şovu İstanbul’lu müzikseverlerle buluşuyor.
Açılış partimize kadar sabretmenize içimiz razı olmaz diye Paris Rex Club’daki performanslarını önce kendiniz görün istedik!
2012′ye girmemizle dünyanın sonuna bir sene kalmış olabilir.
Biz hala oflaya puflaya yaptıklarımızı yapmaya devam ededuralım, okula koşup sınava girelim, işe gelip telefonlar edelim, belki de yatcaz-kalkcaz bitecek dünya. O son saniyelerde gözümüzün önünden film şeridi gibi geçen hayat güzel olsun en azından. Ya da yeterince iyi film şeritleri görmüş olalım o zamana kadar.
Diyelim dünyanın sonu gelecek, diyelim son bir sene kaldı sadece. Ölmeden önce hangi filmler izlenmeli?
Koca bir liste çıktı bizden, bir ihtimal işi bırakıp sadece film izleriz 2012′de