Filmleriniz Abu Dhabi Film Fest’ine

günlük altında, 16 Haziran 2010 Çarşamba, Pelin Turgut tarafından yayınlandı. – 4 Yorum

Başına Peter Scarlett geçtiğinden beri yıldızı yükselmekte olan Abu Dhabi Film Festivaline basvuru tarihi 15 Temmuz’a ertelenmiş. Festivalin 2010 tarihleri 14-23 Ekim.

Pelin Esmer geçen sene festivalde ilk uzun metraj filmi 11′e 10 Kala ile En İyi Ortadoğu Yeni Yönetmen ödülünü kazanmıştı.

Katılım koşulları için:

http://entries.abudhabifilmfestival.ae:8000/en/filmentry2.aspx

Festival için:

www.abudhabifilmfestival.ae

Cuma akşamı Emek programı

günlük altında, 10 Haziran 2010 Perşembe, Pelin Turgut tarafından yayınlandı. – İlk yorumu siz yapın

Emek Sinemasını Yıktırmıyoruz Platformu’ndan gelen haber:

11 Haziran Cuma saat 21.30′dan itibaren Emek Sineması’nda direnisin yaz sezonunu açmak için 1.Geleneksel Emek Senligi’nde bulusuyoruz. Cümbüs Cemaat, Tatavla, Hariçten Gazelciler konserleri ve Süreyya Hardcore, FitiSound DJ setleriyle Emek Sineması’na sahip çıkacagımızı, sokakları meydanları bos bırakmayacagımızı gösteriyor ve hep beraber yürütmeyi durdurma kararını kutluyoruz!
Oncesinde Hepimiz Bilirkisiyiz Yürüyüsü

Toplanma Yeri: Beyoglu Belediyesi Önü Saat: 19:00

Asker, işçi, kadın. Kaderi ölmek olan neferlerdir. Ara sıra zayi olacaklar ki bir amca arkalarından iki rekat kılıp boy göstersin, kader diye ahkam kessin.

etraftan, günlük, hayat, tweets altında, 20 Mayıs 2010 Perşembe, Hakan Paşalı tarafından yayınlandı. – 1 Yorum

"Utanmasan bile bile lades diyorlar diyeceksin. Keyfimizden ya da başka işleri beğenmediğimizden yerin 2 kilometre altına giriyor değiliz"

Kosmos.

günlük altında, 26 Nisan 2010 Pazartesi, Serra Ciliv tarafından yayınlandı. – 1 Yorum

Hala kalbim küt küt atıyo.
Yusufçuk ötsün, biz susalım.
kosmos

BONNNG! Piknik Sezonu Açıldı

etkinlikler, günlük, hayat, mutfak dedikodusu, tweets altında, 15 Nisan 2010 Perşembe, Hakan Paşalı tarafından yayınlandı. – 1 Yorum

aire_de_pique-nique

Henüz bir olayı olmadığı için kimse tarafından bilinmeyen ama duyana radikal hardcore bir yapılanma olabileceği hissiyatı veren Geleneksel !f Piknikleri Girişimi [G!PGİR]  kendine gelemese de silkindi ve Newroz’u iş yoğunluğu, hava muhalefeti vs yüzünden kaçırdık, bari Hıdırellez’i ıskalamayalım tadında kolları sıvamayı düşünüyor. Çeşitli konseptler etrafında kırk bin tilki dolaştırırken yorulunca, yorulmaya aslında gerek olmadığına  karar verdi ve “Ben !fçimi Doğada Tanırım” diye yola çıkıyor şimdilik.

Bazı kaynaklardan aldığımız bilgilere göre bilimum iç ve dış mihraklardan büyük bir katılım patlaması bekleniyormuş.  !f resmi blogu olarak bu sayfada konuya geniş yer ayıracak ve en sıcak dedikodulardan ilk önce sizi haberdar edeceğiz elbette.

Pazar günü buluşalım mı?

etkinlikler, etraftan, günlük, hayat, kendin gör, tweets altında, 15 Nisan 2010 Perşembe, Serra Ciliv tarafından yayınlandı. – 2 Yorum

af_2009_gala_11_02_2009_-1133-1024x682

18 Nisan Pazar 17:00 Taksim Meydanı’ ndan Emek Sineması’ na kadar Protesto Yürüyüşü -
Toplanma yeri: Taksim Meydanı tramvay durağı.

Platform çalışıyor: www.emeksinemasi.org

Bu arada Emek için bizler de başka bir gelecek hayal etmeye başlasak da faydalı olur sanki.

yazının devamı »

Güzel Belgeseller Bunlar

etraftan, günlük, tweets altında, 05 Nisan 2010 Pazartesi, Hakan Paşalı tarafından yayınlandı. – İlk yorumu siz yapın

İstanbul Modern’de ayın ikinci yarısında Danimarkalı 6 uzun metraj belgeselin gösterimi olacak, programın detaylarlarına buradan ulaşmak mümkün. İçlerinden özellikle ikisi Tophane’ye inin ve beni mutlaka görün diyor. İkisinin merkezinde de insanların izleyicili icracılı masif kalabalıklar oluşturdukları farklı birer etkinlik var. Kişiye gündelik hayatının sıradanlığından bir süreliğine sıyrılma imkânı sunan, kültürlerin paylaştığı coşkulu ayin biçimleri bunlar. Spor ve Müzik. İki film de konusunu işlerken bir yandan da “Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır” deyişini izlercesine Danimarkalılık haletiruhiyesine ışık tutuyor.

danishdynamiteBahsi geçen filmler, Danish Dynamite ile Roskilde. İlkinin Danimarkalılığa yaklaşımı futbol üzerinden. Kendilerini iflah olmaz iyimserler olarak gören, mütevazılığı ve gamsızlığı “İnsan bazen kazanır, bazen kaybeder bizim düsturumuzdur” boyutlarında yaşayan bir toplumda futbolla ilişkilerini 1978’e kadar kadrolu amatörler olarak sürdüren Danimarka milli takımı karşımızda. Danimarka’da bira, peynir, beykın ve pornodan başka şeylerin de olduğunu dünyaya ispatladıkları seksenli ve doksanlı yıllardaki bol inişli çıkışlı serüvenleri keyifle izleniyor. Danimarkalıların dinamitini ateşledikten sonra Türkiye milli takımının direksiyonuna geçen ve dönemin savsak Türk futbolcusu profilini altyapıya ağırlık vererek değiştiren Piontek şöyle diyor filmde: “Danimarkalı disiplin lafından haz etmez. Kimse bize patronluk taslayamaz. Zaten pek parlak da sayılmayız der. İşte bunu değiştirmeliydim.”

roskilde1İkincisinin konusu Kierkegaard’ın şehri Kopenhag’ın banliyösü bin yıllık bir Viking kasabasında 1971’den beri düzenlenen bir müzik festivali. Festival direktörünün tanımıyla “Bir sürü iyi şey uzunca bir listede bir araya toplanıyor ve 100 saatlik bir flaşta başarıyla kaynaştırılıyor.” Ortada patlayan 100 saatlik bir flaş olduğundan, ellerinde bu belgeseli çıkaracak malzeme oluştuğuna karar verene dek çekimler için sekiz festivali takip etmiş yönetmen ekibiyle. Festivalin kendine has iki özelliği var. Alınan her bilet dünya çapında hayır işlerine aktarılıyor ve uzmanlık gerektiren alanlar hariç festival çalışanları gönüllü. Sayıları 20.000’i buluyor. yazının devamı »

Baharla birlikte festival geldi yine istanbul’a. Sokaklara çıkalım!

günlük altında, 01 Nisan 2010 Perşembe, Serra Ciliv tarafından yayınlandı. – 4 Yorum

spring2Bu ne güzel zamanlamadır. Tam da topraktan çıkma vaktimiz. Bilet yoksa bile, olsun canım, bir yürüyelim oraya kadar, buluruz kapıda nasılsa birşeyler vaktimiz. Bulamazsak hemen aynı andaki diğer seanslara bakma, bahar bahar başımıza gelen bu bolluğa şükretme vaktimiz.

Baktım, bizler !f gelecek yıl sağ salim 10. yılına giriyor diye sevinirken, İstanbul Film Festivali gelecek yıl 30 yaşına giriyor olacak. Tam bir kuşak var aramızda. O da benim kuşağım işte. Gerçekten İKSV’nin elinde büyüdüm ben. Yaş 13, hadi bilemediniz 14, o zaman beni tanımladığını -ya da tanımlasa iyi olacağını-düşündüğüm Cumhuriyet gazetem kolumun altında, Beyoğlu’na ilk ziyaretlerimi yaptım hayatımın pek erken baharlarında. Annesinden dolmuşla tek başına karşıya geçmek için izin alabilen ilk çocuklardandım; hep dediğim gibi, hastasıyım annemin. istiklal

Neyse, biz de büyüdük !f olduk, festival festival dolaşıp birtakım filmleri bir tık daha önce izleyebilir olduk ya, bu bolluk günlerinde ‘kaçırılmasın!’ listemden bir kuple paylaşmak isterim. Yok, hepsini izlemedim, bazıları bu Nisan’a nasipmiş.

yazının devamı »

Moon, Carl Sagan ve Terry Amca

günlük altında, 31 Mart 2010 Çarşamba, Pelin Turgut tarafından yayınlandı. – İlk yorumu siz yapın

saganMoon’a kıymayın: sinemada görün. Salonda 3 kişi izlediğimize göre Cuma kalkabilir demektir, ondan önce görün.

Bilim kurgu kılıfında insanın insanlığına dair bir araştırma gibi birsey. Yalnızlığımıza, eve varma arzumuza, kimlik dediğimiz şeyin rasgeleliğine dair düşünceli, iz bırakan bir film. Bizi biz yaptığını sandığımız tüm hikayeleri bir kenara koysak, geriye ne kalıyor sorusunu soruyor.

Filmin takır tukur retro uzay havasından olsa gerek aklıma sürekli Carl Sagan geliyor.

“Kozmos olmuş olan, olmakta olan ve olacak olan herşey. Kozmos’a dair en ufak düşünme bile içimizi kıpırdatıyor - omurgada bir titreme, seste bir duraksama, ince bir his, sanki çok uzakta kalan bir anı, yüksek bir yerden düşmenin izi. Bilinmezlerin en büyüğüne yaklaştığımızı biliriz.

yazının devamı »

İnsan Hakları vs Müslüman İnsan Hakları?

günlük altında, 26 Mart 2010 Cuma, Pelin Turgut tarafından yayınlandı. – 4 Yorum

man_flagHükümetler geliyor gidiyor ama sanki kadın ve aileden sorumlu coğrafya öğretmenleri hep aynı kalıyor.

Haftasonu aralarında Mazlum-der, IHH gibi büyükçe kuruluşların da bulundugu bir grup pazartesi gunu Bakan Kavaf’a eşcinsellik konusundaki açıklamaları nedeniyle mektup göndereceklerini söyleyerek gazetecileri Sirkeci postanesine davet ettiler. İçerikten bahsedilmemiş. İtiraf ediyorum ki gafil, salak ve uzaylı avlandım. İslami insan hakları kuruluşlarının da nihayet insan hakları söylemini oturtmuş olduklarını düşünerek içimden helal dedim.

Uzun uzun yazmaya gerek yok. Postane önünde toplanan grup adına mektubu okuyan platformun sözcüsü Asiye Dilipak, eşcinselliğin insanlığın geleceğini tehdit ettiğini belirtmiş. “Bütün ilahi dinler eşcinselliği bir bozulma, sapma, gayri ahlaki bir tutum, tabii olanın dışına çıkma ve günah olarak görür. Birçok İslam ülkesinde eşcinsellik yasaklanmıştır. Tarihte bu tür sapkınlıklar yaşayan topluluklar, ilahi kitaplara göre, çirkinlik ve kötülük üzere oldukları, saptıkları için azap görmüş ve helak edilmiştir. Fıtrata aykırılık teşkil eden ‘eşcinsellik’in, doğal tercihlerden bir tercih gibi gösterilerek ‘cinsel yönelim’ olarak kabul görmesi ve yaygınlaşmasının meşru görülmesi, zımnen insan neslinin yok olmasını istemekle aynı şeydir.”

Bu işe neredeyse bakanın ilk lafından daha fazla bozuldum. İnsan hakları örgütleri diye geçinen, yazının devamı »

Kutlama amaçlı destek programı: Açık radyo varsa biz de varız demektir.

etraftan, günlük altında, 26 Mart 2010 Cuma, Serra Ciliv tarafından yayınlandı. – 1 Yorum

inaugural-crowdBu blog’un bir yerlerinde ‘çoğalıyoruz’ dediydim de, sevgili bir okurumuzdan ‘rüyanda!’ kıvamında bir yorum geldiydi. Bir yandan hak da veriyorum ona, tekel işçileri ‘ölüyoruz’ diye pankartlar taşırken, nasıl bir çoğalmadan bahsedebiliyordum ki gerçekten de?

Ama Açık Radyo’nun destek programı devam ediyor, biliyorsunuzdur. Radyo’da tatlı, paniksiz, ne yaptığını bilen, radyosundan emin bir muhabbet, arkada telefonlar devamlı çalıyor. Radyo’luların birlikte program yaptıkları konuklar, dinleyiciler hep ‘hadi bize destek verin’ diyorlar. Bize.

1995′ten bu yana sabah radyoyu açtığınızda birileri size gerçekten bilmeniz gereken şeylerden söz ediyor. Alternatif bir örgütlenme biçiminin sesini veriyor. Mümkün olan başka biz’lerin sinyalini veriyor.

yazının devamı »

Gandhi’den Yedi Günah

etraftan, günlük, tweets altında, 25 Mart 2010 Perşembe, Hakan Paşalı tarafından yayınlandı. – İlk yorumu siz yapın
İsmet e-postama göndermiş, bugün okuduğum ilk yazı oldu. İyi de
geldi! Hindistan'da Gandhi'nin mezarını ziyarete giden RTE'ye de
armağan etmişler Mahatma'nın bu nasihatini. 
Muhteremin üstüne cuk diye oturan bu zarif kesim yıllarca önce
onun şahsı için biçilmiş değil elbette. Kolay yolperestlik
diye özetleyebileceğimiz çok köklü ve yaygın, kestirmeci zihniyete
dikkat çekiyor:

yazının devamı »

Story of Bottled Water/ Şişe Suyunun Hikayesi

etraftan, günlük, tweets altında, 22 Mart 2010 Pazartesi, Uluç Keçik tarafından yayınlandı. – İlk yorumu siz yapın

Annie Leonard Story of Stuff / Şeylerin Hikayesi serisinin üçüncü bölümünde kendimizden utandırmaya devam ediyor.

http://www.storyofstuff.com/

Özrü kabahatinden ya da direnmenin önemi

etraftan, günlük, tweets altında, 22 Mart 2010 Pazartesi, Hakan Paşalı tarafından yayınlandı. – 3 Yorum

"700 trilyonun üzerinde bir meblağ harcanmıştı. Bitirilmesi gerekiyordu."

Karadeniz  Sahil  Yolu  yanlıştı  -  Milliyet.com.tr.
.

25 Mart 2010 Edit

Zeynep’in sorularının tetiklediği küçük internet araştırmasının sonuçları:

yazının devamı »

Mıntıkalar ötesi haller her yerde: orton’s take

!f², etraftan, günlük altında, 15 Mart 2010 Pazartesi, Serra Ciliv tarafından yayınlandı. – İlk yorumu siz yapın

transterritories125 Şubat 2010 San Francisco 17:30 GMT -8
10. Uluslararası İstanbul Bienali küratörü Hou Hanru San Francisco Art Institute’da Geography of Transterritories (Mıntıkalar Ötesi Coğrafya) sergisini açtı. Dışlanıp içlenmeye veya içlenip dışlanmaya çalışılırken bir taraftan da egemenin kontrolü dışına kalabilen fiziki coğrafyaların yeni sosyal ve ekonomik üretim modelleri için “ütopik” mekanlar olarak sunabileceği olanakları araştır(dığını tahmin ettiğim!) sergi, küreselleşmenin, “küresel kapitalizm”den bağımsız olarak “çokluk” için ne ifade ediyor olabileceğinin potansiyelinin araştırılması için iyi bir olanak gibi duruyor (ama gerçek anlamda “uzaktan” oyle duruyor). Sergi sadece “mekanında” görülebiliyor ne yazık ki… “Mıntıkalar Ötesi Coğrafya” mıntıkasına sıkışmış!

Ama olsun, birileri Esperanto gibi farklı coğrafyalardaki insanların anlaşması için yollar denemiş olsa da, dünyanın her yerinde başka bir dil üzerinden halihazırda anlaşabilen insanların var olduğunu bilmek (bilenler, görebilenler için) başka olanakların mümkünlüğüne işaret ediyor. “C” ve diğer programlama dillerini kullanarak dünyanın çeşitli yerlerindeki özgür/açık kaynak hacker’ları birbirleri ile anlaşabiliyor, üstelik anlaşmakla da kalmıyor GNU/Linux işletim sistemi gibi ürünler geliştirebiliyor.

lawrence-lessig125 Şubat 2010 !Massachusetts! !18:00! GMT -5
Creative Commons’un kurucusu Lawrence Lessig Open Video Alliance‘ın organizasyonu ile Harvard Law School in Cambridge, Massachusetts’de dijital çağda copyright üzerine bir konuşma yaptı. İnternetten yayınlanan konuşma dünyanın çeşitli yerlerinde 40′a yakın !merkez!de de gerçekleştirilen açık organizasyonlar ile de canlı olarak izlendi ve dünyanın her yerinden izleyiciler soru-cevaba katıldı. Konuşma internet üzerinden özgür/açık kaynaklı Ogg Theora video olarak yayınlandı. Mpeg-4 gibi patentler tarafından korunan ve yakın gelecekte lisans ücretine tabi olabilecek video codec’ler yerine özgür/açık kaynaklı video codec’i Ogg Theora’nın internette açık video’nun geleceği için önemini vurgulayan Open Video Alliance gibi daha birçok oluşumun “özgür kültür” için yaptığı çalışmalar, dijital çağda bağımsız sinemanın geleceği için de çok önemli. Tıpkı C dili üzerinden iletişim kurabilen bir “çokluk” örneği gibi bu da şu an çok görünür olmayabilir ama gördüğümüzde çok geç olacak.

yazının devamı »

Son çıkan ışıkları söndürsün!

günlük altında, 15 Mart 2010 Pazartesi, Serra Ciliv tarafından yayınlandı. – 6 Yorum

kleenex-flu‘Her gün !f istanbul’un blogunu açıyorum. Tık yok. Terkedilmiş bir iş hanı gibi sessiz. Çok üzülüyorum. Sahi, son çıkan niye söndürmedi ışıkları?’

Haftasonu annemden gelen mesaj. Ağlarsa anam ağlar, başkası yalan ağlar.

Işıkları söndürmeden çıktığımız için özür dileriz herkeslerden. Nedenini tahmin edersiniz. Durmadan konuştuğumuz, yazdığımız, e-mail kontrol ettiğimiz, görsel seçtiğimiz, acele ettiğimiz, altyazı okuduğumuz, teşekkür ettiğimiz, akıllı olduğumuz, eleştirel baktığımız, problem çözdüğümüz, yetişkin takıldığımız, telefonumuz açık uyuduğumuz, prodüksiyon rüyaları gördüğümüz, aman ha hata kabul etmediğimiz bir yedi aydan çıktık.

İnsan tabii buldumcuk oluyor. Hemen hastalanıyor bir kere, yatak döşek zevk ü sefa içinde yatıyor. Sonra uzun uzun duvarlara bakıyor. Hiç konuşası olmuyor. Hep susası oluyor.

yazının devamı »

haiti’ye elinizi uzatın…

günlük altında, 03 Mart 2010 Çarşamba, sarp dakni tarafından yayınlandı. – 3 Yorum

dance-4-haiti-garsel-2üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen, haiti faciası hala unutulmadı. yüzbinlerce insanın şu günlerde içinde bulunduğu korkunç durum için dünyanın dört yanında irili ufaklı yardım organizasyonu haberleri ulaşıyor. bir tanesi de hemen yakınımızda the hall’da tam 24 saat sürecek özel bir etkinlik “Dance 4 Haiti”…

Rennert İstanbul öncülüğünde düzenlenen organizasyon 6 Mart Cumartesi kapılarını açıyor. Sabah 04′e kadar devam ediyor. Sonra kısa bir mola veriliyor ve 7 Mart Pazar öğlen 12′de etkinlik gece yarısına kadar sürmek üzere yeniden başlıyor.

Geceye katılacak isimler arasında The D.O.N.S., Terri B, Ozan Doğulu, DJ Filth, Mert Hakan gibi isimler var.

yazının devamı »

Hey !f Duy Sesimi: Seneye Ne İstiyorum?

anket, günlük, tweets altında, 27 Şubat 2010 Cumartesi, Hakan Paşalı tarafından yayınlandı. – 2 Yorum

Bugün bir konuk yazarımız var. Sevgili dostum Sek-Siest festivalden bir hafta kadar önce hava değişimi için Kore’den İstanbul’a gelmişti. Ricamı kırmadı fırsat buldukça festival mekanlarını gezdi, sessizce notlar aldı, festivalin rizomik katsayısını ölçtü, fenşuisini biçti.

Dün gece telefonum çaldı, arayan Sek-Siest idi. “Hadi atla gel, Harem’deyim. Hava çok güzel, goralı sandviç yiyip çay içelim” diyordu. Uzun uzun hoşbeşledik. Bir kuru yük şilebine lostromo yazılmıştı ve gemisi geceyarısı limandan ayrılıyordu. Vedalaşırken, aceleyle elime bir kağıt tutuşturdu güzel insan, yaşam gurusu Sek-Siest. Meğerse bizlere bir anket hazırlamıştı.

Arada birkaç gün fırsat yaratmış, İzmir’e kaçmıştı. Methini çok duyduyuğu bu şehri de görmüştü. “!f güzel, İzmir güzel, İzmirli kızlar en güzeli, neden İzmir’e de gitmiyor bu festival güzel güzel?” diye de sordu çoğumuzu kıskandıracak kıvraklıkla kullandığı Türkçesine mütecessis tebessümünü ekleyerek. “Hey gidi koca Sek-Siest, geldin, gördün, gidiyorsun yine. Tabi ya, bunu niye hiç düşünemedik ki?” dedim içimden.

Sek-Siest’in anketine 31 Aralık 2010, 23:59 tarihine kadar giriş yapabiliyor ve seçenekler içinden dördünü seçebiliyoruz. ANKET ICIN TIKLAYIN

yazının devamı »

istanbul-ankara tüyolar: !f ankara’da kıvamında bir cumartesi için.

filmler, günlük altında, 27 Şubat 2010 Cumartesi, Uluç Keçik tarafından yayınlandı. – İlk yorumu siz yapın

antoine1- Öyle gözüküyor ki sabah ilk fiminiz  her halukarda bir çocuğun dünyasına sokacak sizi. İsabet. Antoine’ı seçerseniz 6 yaşında kör bir çocuğun, Valla Ben Yapmadım’ı seçerseniz arıza bir çocuğun oyun dünyasında geziniyor olacaksınız. ‘Kör bir çocuk ve arıza bir çocuk mu?’ demeyin, hiç çekinmeyin, illa gülümseyerek çıkacaksınız her ikisinden de.

big-river-man2- Sundace ödüllü Balık Adam, inanın bana, hiç beklediğiniz gibi değil. Kimsenin beklediği gibi değil çünkü. Anahtar kelimelerde şöyle bir özet geçeyim: Beden, alkol, nehir, nehirlerin ruhları, navigasyon, delilik, baba, oğul, ego, yalnızlık, kir, kriz, hayat ne uzun, hayat ne kısa, nasıl iş bu?

to-each-her-own3- Bu yıl Gökkuşağı filmleri, sergisi ve konuşması homofobi hakkındaydı. Karanlıktık genel olarak. Herkesin Yolu Kendine işte o programın tek hafif ve eğlenceli filmi. İki hatunun tanıştıkları andan alıyoruz herşeyi– ve sonra hep kırlarda koşuyoruz sanki. Üzüldüğümüzde bile üzülmüyoruz, aşka sevinip duruyoruz.

!f² Istanbul’dan Canli: Hisham Zaman ile gosterim sonrasi soru-cevap

!f², etkinlikler, filmler, günlük, tweets, video-blog altında, 26 Şubat 2010 Cuma, Uluç Keçik tarafından yayınlandı. – 1 Yorum

istanbul’dan ankara’ya acısıyla tatlısıyla !f program tüyoları 2-

filmler, günlük altında, 26 Şubat 2010 Cuma, Serra Ciliv tarafından yayınlandı. – İlk yorumu siz yapın

festivalin ikinci günü. bizim için deja vu gibi.
küçük birtakım detaylara dikkat çekmek isteriz.


1- metropia ve aptallar çağı arka arkaya iki seans olarak programlanmış vaziyette sizleri bekler. yalnizca iki filmi arka arkaya görenler bu zamanlamada mevcut olan hüzünlü kinayeyi iliklerinde hissedeceklerdir — ve belki de yalnizca onlar bu aksam itibarıyla daha uyanık, daha aktif ve daha akıllı olacaklarına dair söz vereceklerdir kendilerine.

2- ‘Yok, bugun tatlı tatlı versinler istiyorum şerbetimi’ diyenlere akşam saatlerinde 3 lokum film. El Yordamıyla aşkı özleyenler, İyi Yürek insanlığa inanmayı özleyenler ve Köpeğim Tulip iş saatlerinde bile evdeki köpeklerini özleyenler için. Üç sevgi filmi. Bu program akşam akşam evine gidip huzur içinde uyumak isteyenler için.

dayan hakan, az kaldi…

günlük, mutfak dedikodusu, tweets altında, 26 Şubat 2010 Cuma, Uluç Keçik tarafından yayınlandı. – İlk yorumu siz yapın

photo

Bizim Köyün Hazineleri

günlük, kendin gör altında, 25 Şubat 2010 Perşembe, Hakan Paşalı tarafından yayınlandı. – İlk yorumu siz yapın

Blog sayfasından tek tık mesafesindeki Kendin Gör bölümü altındaki üç başlıktan biri Bizim Köy ve izledim izledim doyamadım diyenleri bekliyor.  Bizim Köyde kimler mi var ?

-Pirsedur /Caner Canerik
-Gerçekler Bilinsin Yeter / Hakan Akçura
-19 Ocak’tan 19 Ocak’a /Ümit Kıvanç
-Son Kumsal /Rüya Köksal
-Devinim.tv /Kerim Bora Atölye

istanbul’dan ankara’ya !f program tüyoları…

filmler, günlük altında, 25 Şubat 2010 Perşembe, Serra Ciliv tarafından yayınlandı. – 2 Yorum

bawke1Ankaralı kardeşler,
Bugünün programında dikkat edilmesi gerekenler:

1- Bawke’ye giren içinin ağlayacağından, bir daha unutmayacağı bir film izleyeceğinden emin olsun… ‘Açılım’ dediğimiz önce kalplerin açılmasıyla başlar belki de?
2- Bahman Ghobadi’nin Iran Kedileri’ni görecekler mutlaka biraz aşağıdaki söyleşisini de izlesinler.
3- Bugün Keş!f Yarışmasının iki birincisi de gösterimde: Çok farklı kafalarda iki tane çok çok iyi film: Tarımsal Ütopya ve Koca Adam! Kaçırmayııın..

kısalar sesleniyor “ankara duy sesimizi!”

filmler, günlük altında, 24 Şubat 2010 Çarşamba, sarp dakni tarafından yayınlandı. – İlk yorumu siz yapın

!f Ankara başlıyor. Türkiye’den Kısalar bölümü de heyecanla şehrin yolunu tuttu. İşte kısa filmlerimizin Ankara yolculuğunun özeti…

Ankara Universitesi İletişim Fakültesi Gösterimleri
25.02.2010 Perşembe
11.00 / BİZ BURADA İYİYİZ / DOING JUST FINE 99’
13.00 / DUMANLI EV / IT HURTS 101’
15.00 / İTİŞ KAKIŞ / WE STRUGGLE, WE PUSH 110’
17.00 / BİR İHTİMAL DAHA VAR, O DA GİTMEK Mİ DERSİN? / TO GO OR NOT TO GO 102’

ODTÜ GİSAM Gösterimleri
25.02.2010 Perşembe
13.00 / BİZ BURADA İYİYİZ / DOING JUST FINE 99’
15.00 / DUMANLI EV / IT HURTS 101’
yazının devamı »