1- Öyle gözüküyor ki sabah ilk fiminiz her halukarda bir çocuğun dünyasına sokacak sizi. İsabet. Antoine’ı seçerseniz 6 yaşında kör bir çocuğun, Valla Ben Yapmadım’ı seçerseniz arıza bir çocuğun oyun dünyasında geziniyor olacaksınız. ‘Kör bir çocuk ve arıza bir çocuk mu?’ demeyin, hiç çekinmeyin, illa gülümseyerek çıkacaksınız her ikisinden de.
2- Sundace ödüllü Balık Adam, inanın bana, hiç beklediğiniz gibi değil. Kimsenin beklediği gibi değil çünkü. Anahtar kelimelerde şöyle bir özet geçeyim: Beden, alkol, nehir, nehirlerin ruhları, navigasyon, delilik, baba, oğul, ego, yalnızlık, kir, kriz, hayat ne uzun, hayat ne kısa, nasıl iş bu?
3- Bu yıl Gökkuşağı filmleri, sergisi ve konuşması homofobi hakkındaydı. Karanlıktık genel olarak. Herkesin Yolu Kendine işte o programın tek hafif ve eğlenceli filmi. İki hatunun tanıştıkları andan alıyoruz herşeyi– ve sonra hep kırlarda koşuyoruz sanki. Üzüldüğümüzde bile üzülmüyoruz, aşka sevinip duruyoruz.
festivalin ikinci günü. bizim için deja vu gibi.
küçük birtakım detaylara dikkat çekmek isteriz.
1- metropia ve aptallar çağı arka arkaya iki seans olarak programlanmış vaziyette sizleri bekler. yalnizca iki filmi arka arkaya görenler bu zamanlamada mevcut olan hüzünlü kinayeyi iliklerinde hissedeceklerdir — ve belki de yalnizca onlar bu aksam itibarıyla daha uyanık, daha aktif ve daha akıllı olacaklarına dair söz vereceklerdir kendilerine.
2- ‘Yok, bugun tatlı tatlı versinler istiyorum şerbetimi’ diyenlere akşam saatlerinde 3 lokum film. El Yordamıyla aşkı özleyenler, İyi Yürek insanlığa inanmayı özleyenler ve Köpeğim Tulip iş saatlerinde bile evdeki köpeklerini özleyenler için. Üç sevgi filmi. Bu program akşam akşam evine gidip huzur içinde uyumak isteyenler için.
filmler, günlük altında, 25 Şubat 2010 Perşembe, Serra Ciliv tarafından yayınlandı. – 2 Yorum
Ankaralı kardeşler,
Bugünün programında dikkat edilmesi gerekenler:
1- Bawke’ye giren içinin ağlayacağından, bir daha unutmayacağı bir film izleyeceğinden emin olsun… ‘Açılım’ dediğimiz önce kalplerin açılmasıyla başlar belki de?
2- Bahman Ghobadi’nin Iran Kedileri’ni görecekler mutlaka biraz aşağıdaki söyleşisini de izlesinler.
3- Bugün Keş!f Yarışmasının iki birincisi de gösterimde: Çok farklı kafalarda iki tane çok çok iyi film: Tarımsal Ütopya ve Koca Adam! Kaçırmayııın..
!f Ankara başlıyor. Türkiye’den Kısalar bölümü de heyecanla şehrin yolunu tuttu. İşte kısa filmlerimizin Ankara yolculuğunun özeti…
Ankara Universitesi İletişim Fakültesi Gösterimleri 25.02.2010 Perşembe
11.00 / BİZ BURADA İYİYİZ / DOING JUST FINE 99’
13.00 / DUMANLI EV / IT HURTS 101’
15.00 / İTİŞ KAKIŞ / WE STRUGGLE, WE PUSH 110’
17.00 / BİR İHTİMAL DAHA VAR, O DA GİTMEK Mİ DERSİN? / TO GO OR NOT TO GO 102’
ODTÜ GİSAM Gösterimleri 25.02.2010 Perşembe
13.00 / BİZ BURADA İYİYİZ / DOING JUST FINE 99’
15.00 / DUMANLI EV / IT HURTS 101’ yazının devamı »
İki gün boyunca yaklaşık 15 noktada 5 filmin canlı olarak izlenmesinin ardından en heyecanla beklediğimiz an geldi çattı: konferansımız! Yine tüm noktalarda ve internette canlı olarak izlenen “Değişen Coğrafyalar, Yeni Kabileler”in hepimize yeni kapılar açtığına inanıyoruz. İki seanstan oluşan konferansın ilk bölümü Arte Genel Müdürü Jean Rozat, Sundance Film Festivali dünya sineması program direktörü Caroline Libresco ve Meksikalı prodüktör Daniel Birman Ripstein; ikinci bölümde ise ülkemizin en önemli kalemlerinden Elif Şafak, müziği ile birlikte ekonomi, çevre ve dünya düzenini sorgulayan DJ Spooky, kendi ülkesinde yasaklı olan ve İran’ı dünyaya bambaşka bir gözle sunan yönetmen Bahman Ghobadi konuştu.
Gerek salondan gerekse canlı olarak izleyen tüm şehirlerden gelen soruları konuklar canlı olarak yanıtladı.
Konferansın en çarpıcı anları çok yakında burada. Bekleyin!
!f İstanbul programında bu yıl merakla izlenen biletleri gösterimden günler öncesinde bittiği için üzüldüğünüz filmler bu hafta AFM Fitas’taki ek gösterimlerle karşınızda.
En azından bu sefer elinizi çabuk tutun! İstikamet MYBILET!
(NOT: ÇILGIN KALP/CRAZY HEART FİLMİ 25 ŞUBAT PERŞEMBE 21:00′DE GÖSTERİLECEKTİR)
23 Şubat 2010 Salı
19:00 Metropia
21:30 Vallahi Ben Yapmadım / C est Pas Moi Je Le Jure/ It s Not Me I Swear
24 Şubat 2010 Çarşamba
19:00 Mary / Max
21:30 Dondurulmuş Ruhlar / Cold Souls
25 Şubat 2010 Perşembe
19:00 Yaman Tilki / Fantastic Mr Fox
21:00 Çılgın Yürek / Crazy Heart yazının devamı »
Bu sene ödüle doymayan !f filmlerinden üçü BAFTA ödüllerinde yine zafere koştu. Açılış filmimiz Yeraltı Peygamberi “En İyi Yabancı Film” ödülünü kucaklarken, sinema dünyasının yeni yıldızı Carey Mulligan, An Education’daki rolü ile “En İyi Kadın Oyuncu” ve yine ve yine Mo’Nique “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” ödüllerini kimseye bırakmadı. Üç film aynı kategorilerde Oscar adayı… Bakalım orada neler olacak? Bu arada Kathryn Bigelow ve filmi The Hurt Locker, Avatar’ı bir popo darbesiyle uçurup ödülleri kaptı! Oscar tahminlerinizi bir daha gözden geçirin.
!f İstanbul programında bu yıl merakla izlenen biletleri gösterimden günler öncesinde bittiği için üzüldüğünüz filmler bu hafta AFM Fitas’taki ek gösterimlerle karşınızda. en azından bu sefer elinizi çabuk tutun! istikamet MYBILET!
22 Şubat 2010 Pazartesi
19:00 Kimsenin İran Kedilerinden Haberi Yok / No One Knows About Persian Cats
21:30 Ben Küba / Soy Cuba / I am Cuba
23 Şubat 2010 Salı
19:00 Metropia
21:30 Vallahi Ben Yapmadım / C est Pas Moi Je Le Jure/ It s Not Me I Swear
24 Şubat 2010 Çarşamba
19:00 Mary / Max
21:30 Dondurulmuş Ruhlar / Cold Souls
Ve !f² basladi, konuklarimiz Bahman Ghobadi ve Hisham Zaman filmlerinin gosteriminden sonra hem salondaki ve hem de Turkiye’nin 15 ayri noktasindaki izleyicilerinin sorularini yanitladi.
# Gaste 11 Fitaş IV / 11.oo ‘Peygamber, izleyiciyi sinema yapmanın büyük iş, sinema izlemenin de şölen olduğu zamanlara götürüyor.’
Peygamber gibi film
Bu film, geçen yıl bütün büyük festivallerin bütün büyük ödüllerini sildi süpürdü. Cannes büyük ödülü dahil. Yabancı film dalındaki Oscar’ların da en güçlü adayı. Düzinelerce yazı, filme methiyeler düzdü. O anlamda ekleyecek pek fazla bir şey yok. Bulundukları ortamda nevi şahsına münasır, doğal bir ağırlık yaratan insanlar için peygamber gibi adam deriz. İşte bu da peygamber gibi film. Sert hapishane koşullarında peygambere dönüşen bir adamın yolculuğunu anlatıyor.
Malik, cahil zavallı bir Arap olarak altı yıllığına hapise giriyor. Hapishanede hüküm süren Korsika mafyasının bir düşmanı öldürmesi için Malik’e göz koymasıyla birlikte, hapishane rehabilitasyon sisteminin içine düşüyor. Malik boş bir sayfa gibi. Gücünü esneyebilmesinden, etrafındaki ortamlara ait olmadan uyum sağlayabilmesinden alıyor. Domuz eti yiyen bir Arap, Korsika klanının uşağı. Ne biri, ne öteki olamadığı için her iki kesim tarafından da aşağılanıyor. Ama Malik akıllı. İnanılmaz bir yaşama içgüdüsü ve içine düştüğü durumdan maksimum fayda sağlayabilme yeteneği var. Hapishanede okuma yazma öğrenmekle kalmayıp, Korsikalıların ayak işlerine koştururuken onların dilini de kapıyor.
Hapishane yaşamı, aslında dışarıdaki hayatın güç yazının devamı »
*Aptallık çağının ardındaki tabloyu, filmin lansmanından kısa bir süre patlamaya başlayan iklim politikalarını, !f Gaste için Benjamin Holland yazdı.
‘Buradan, filmin kurguladığı o kıyamet noktasına nasıl varabileceğimizi hayal etmek, maalesef bugün artık daha da kolay’
Pek Parlak Değil
Aptallık Çağı, bizi iklim değişikliği nedeniyle dünyanın neredeyse yaşanmaz olduğu bir geleceğe götürüp, olayların gidişatını değiştirebileceğimiz ama aptallığımızdan ötürü hiçbir şey yapmadığımız ikibinli yılların kritik anlarına götürüyor. Öfkeyle. Yöntem çok çarpıcı. Yapımcıların kıyametin sağ kalan kalesi olarak neden Pete Postlethwaite’i seçtiklerini de anlayabiliyorsunuz. Gerçekte aynı aptallığı yapmamamız konusunda bizi ikna edebilecek kadar sert ve utandıracak kadar ahlaki bir otoriteye sahip.
Ama gidişata bakılırsa, hala akıllanmıyoruz. Film geçen yıl Mart ayında gösterildiği zaman, aktivist yazarları Frannie Armstrong ve Lizzie Gillet, muhtemelen siyasi ve entellektüel ortamın kendi lehlerine döndüğünü hissediyorlardı. Yeni ABD başkanı iklim değişikliğini ciddiye alacağına söz vermişti. Dünyanın dört bir yanındaki politikacılar, Kopenhag’daki Aralık zirvesinde herşeyi ters yüz edecek küresel bir anlaşma çıkaracaklarına dair umut aşılıyorlardı. Armstrong ve Gillet’in, 2010′da karbon emiliminin yüzde 10 azaltılması için başlattıkları 10:10 kampanyasına imza atan 60 bin kişi arasında, bakanlar da vardı.
# Gaste 10 20 Şubat Fitaş 17.30/ 21 Şubat Fitaş 19.30
“I am not into making statements in cinema. I want to be a good story teller. I want to come out of cinema feeling richer as a human being and not feel manipulated to cry or laugh.”
Hisham Zaman’ın yürek burkan kısa filmi Bawke, 40′a yakın ödülün de sahibi. Sonra kamerasını Kürtlerin karla imtihanının absürd anlarına,Kış Ülkesi Norveç’e çevirdi. Norveç’te yaşayan Kürt asıllı yönetmen Zaman’ın filmleri, sınırlar arasına sıkışmış insanların güncel hikayelerini beyazperdeye taşıyan, “!f2: İstanbul’dan Canlı” bölümünde, bu haftasonu Türkiye’deki 20 şehirle birlikte Ramallah, Erivan ve Tangier’de aynı anda gösterilecek beş filmin arasında.
Bawke çok güçlü bir film ama ne kadar gerçek?
Film Kürtleri değil, Kürt bir babayı ve oğlunu anlatıyor. Filmin hiç bir yerinde hangi ülkeden olduklarının sözü geçmiyor. Herkes bu iki karakterle özdeşleşebilir. Benim için, bir baba ve oğlun daha iyi bir yaşam istemelerini anlatmak önemliydi. Yeni bir ülkeye geldiklerinde daha da sert bir durumla karşılaşıyorlar ve baba bir karar vermek durumunda kalıyor. Filmi çektiğim 2004′de, 20 çocuk anne ve babaları tarafından Norveç’te mülteci kamplarına bırakılmıştı. Başka seçenekleri yoktu. Bu babanın son kozu. Oğlunu bir kez daha o kamyonun altında kaçıramayı göze alamaz.
Bu hikayeler sizin deneyimlerinize ne kadar yakın?yazının devamı »
İskoçya’da yaşayan bir İngiliz (Doug Aubrey-Kurdi), Norveç de yaşayan bir Kürt (Hisham Zaman-Bawke ve Winterland), festival festival dünyayı dolaşan başka bir Kürt (Mustafa Gündoğdu) ve Türkiye’de yaşayan üçüncü bir kürt (Hüseyin Karabey) Istanbul’da, Türklerin organize ettiği bir etkinlikte bir araya gelirse ne olur? Kıyamet kopmaz. Aksine tüm önyargılar ortadan kalkar. Orada olanlar görmüştür. Tam da öyle geçti “Açılım” konferansı. Açıldık. Hem içimiz açıldı, hem zihnimiz…
Hisham Zaman’ın açtığı ‘Being Kurd is being politic’ kavramı tartışıldı. Ve Kürt kimliğinin tanınmasına odaklanan biz Türkler, gelecekte aşmamız gereken önyargıları gördük. Hüseyin Karabey festivalde böyle bir açılım yaptığımız için teşekkür ederken, bu teşekkürü etmenin gerekmesinin insafsızlığına işaret etti. Bu bize bugün Kürt konusunda nerede olduğumuzu tekrar hatırlattı. Üzüldük. Ama böyle böyle teşekkürlere gerek kalmayacağına, böyle böyle açılıma ulaşacağımıza inandık.
Festival merkezimiz The Hall bugün peşpeşe keyifli söyleşilere imza atıyor. Altyazı ekibi bugün Ben Küba filmini ameliyat masasına yatırdı. Birbirinden farklı kuşaklardan katılımcılar, Ben Küba filminin tüm çekim aşamalarını, çekim ekibinde görev yapmış kişilerin anılarını, filmin bugün durduğu yeri, önemini dinledi, konuştu, tartıştı.
17 dakika önce itibarıyla istanbul’un mogwai severleri fitaş’taki yerlerini aldılar. onlara film çıkışında yapılacak olan anonsu herkesle paylaşmak istedim buradan. stuart istanbul’a iniyor yarın sabah. akşama da dj setiyle kadıkoy dunia’da olacak. e peki, niye bize soru -cevap yok diyenlere, olur öyle şeyler demek isterim. necati bizim programdan, biz necati’nin programından haberdar olduğumuzda stuart’ın tarihleri çoktan belirlenmişti.
bugün doymayanlar yarın dunia’ya lutfen.. kadife sokak, kadıköy.
Her film en az bir kez gösterildi artık. Burada biz ekipçe ve ziyarete gelen misafirlerimizle tahminlere başladık. Hatta zaman zaman salon önünde bekleyen izleyicilerimizin aralarında konuştuğuna da tanık oluyoruz. Bu sefer uzatmalarda hangi filmler gösterilir oynu oynayacağız. 6 film seçebiliyoruz. And the nominees are;
bu senenin büyük ilgi görenyarışma filmlerinden metropia’nın yönetmeni tarık saleh izleyicinin tepkisinden memnun görünüyordu. filmin tüm gösterimlerine biletler günler öncesinden bitmişti. saleh bizleri metropia’nın karanlık atmosferinde dolaştırdığı ikinci gösterimin ardından şen şakrak geçen soru cevap bölümünde ‘ben kötümser değilim,’ dedi. “kötü zamanlar kendimizi yeniden gözden geçirmemiz için iyi zamanlardır…”
Sabah inbox’ta Ayvalık’ta yaşayan Tulya Madra’dan email. Ayvalık Santimetre ekibi olarak bu haftasonu !f2: İstanbul’dan Canlı için kurdukları salon ve dağıtacakları kurabiyelerin resimlerini göndermiş.
Yorgunluk uçtu! Odanın iki ucuna değebilecek bir gülümsemeyle oturuyorum. Bu iş oluyor galiba ;)
Bu haftasonu sadece Ayvalık’ta değil Anadolu’da 15 şehirde, yurt dışında da Ramallah, Yerevan ve Tanger’de Istanbul ile birlikte !f izliyoruz, sonra da !f konuşuyoruz.
Sorumuz basit: NasılYeni Biz’ler Hayal Edebiliriz? Coğrafyalarımız değişirken, bize yeni yollar açılabiliyor mu? Bu Pazar akşamüstü 17.00de Elif Şafak, Bahman Ghobadi, DJ Spooky gibi isimlere soruyor olacağız. Konuşmalar canlı olarak yazının devamı »